|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Yıl 23 • Nisan2002 • Sayı 2
İÇİNDEKİLER
- BİR FABRİKA ÇALIŞANLARINA YÖNELİK SU ve BESİNLERLE BULAŞAN HASTALIKLAR EĞİTİM PROGRAMI GELİŞTİRME ÇALIŞMASI
Sevgi TURAN*
*Sağlık Eğitimcisi, Ankara Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şubesi Doç. Dr. Sevkat Bahar ÖZVARIS** **Öğretim Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Dr. Sarp ÜNER*** *** Araştırma Görevlisi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
GİRİŞ 1. Çalışanların Demografik Özelliklerinin İncelenmesi: Çalışanlarla tanışmak üzere hafta sonu bir araya geldikleri bir partiye katılınmıştır. Bu partide işçilerle tanışılmış ve onlarla sohbet edilmiştir. İşçiler, çabuk hazırlanan, ayaküstü yenen yiyecekleri tercih ettiklerini, yemekhanede çıkan yemekleri beğenmediklerini, bel ve sırt ağrılarından şikayetlerinin çok olduğunu, bu şikayetlerin özellikle çalışma koşullarından kaynaklandığını, kendileri ve aileleri açısından bulaşıcı hastalıklar konusunda kaygılandıklarını ifade etmişlerdir. Tablo 1. Fabrika ve Depoda Çalisanlarin Egitim Durumlarina ve Çalisma
Yerlerine Göre Dagilimlari (Nisan 2000)
3. Yöneticiler ile Grup Toplantıları: Yönetici ve ustabaşları ile grup toplantıları yapılarak onların
gözlemleri değerlendirilmiştir. Bu toplantılara, işyeri hekimi, her bölümün
ustabaşı, personel, eğitim ve satış bölümü yöneticileri katılmıştır. Öncelikli
olarak dile getirilen sorunlar şunlardı: 4. Sık Görülen Sağlık Sorunlarının Saptanması:
*(Artralji/diskopati/myalji/lumbalji/lumbago/extramite ağrıları/romatizma)
İş sağlığı ile ilgili değişik çalışmalara bakıldığında
da işçilerin sağlık şikayetlerinin yapılan işe göre değiştiği, ancak genel
olarak solunum sistemi enfeksiyonları, kas-iskelet sistemi şikayetleri, deri
hastalıkları, gastrointestinal sistem enfeksiyonlarının işyeri hekimine en
sık başvuru nedenleri arasında yer aldığı görülmektedir. Güler yaptığı çalışmada,
solunum sistemi (%20), gastorintestinal sistem (%20), kardiyovasküler sistem
(%16.2), ürogenital sistem (%7.2), kas iskelet sistemi (%4.1) rahatsızlıkları
nedeni ile işyeri hekimine en sık başvurduklarını belirlemiştir. İş yeri sağlık
ünitesine en sık başvuru nedenlerine göre iş sağlığı hemşiresinin en fazla
eğitim verdiğini saptamıştır (10). Özgür, oto boya atölyelerinde çalışanlarda
en sık %57.3 ile dermotolojik etkilenme, %26.5 ile halsizlik, yorgunluk, baş
ağrısı, mide bulantısı v.b. genel yakınmalar, üçüncü sırada ise solunum sistemi
ile ilgili yakınmalar olduğunu bulmuştur (11). Gülistan, işçilerin sağlıkla
ilgili yakınmaların en fazla baş ağrısı, mide yanması, şişmanlık ve yorgunluk
ile ilgili yakınmalar olduğunu saptamıştır. Vardiyalı işçilerde çalışmadan
dolayı meydana gelebilecek sağlık sorunları ve bunlarla başa çıkma yöntemleri
hakkında bilgi verilmesini, özellikle uyku, beslenme ve sosyal yaşamlarını
düzenleme konusunda uyarılarda bulunulmasını, gerektiğinde ailelerinin de
kapsayan eğitim programları düzenlenmesini önermiştir (12). Çalışkan, sırt
yaralanmalarının iş ile ilgili önemli sorunlardan birisi olduğunu tespit etmiştir
(13). Benzer olarak Emiroğlu çalışmasında, araştırma grubundaki işçilerin
%34.1'inde sırt yaralanması belirlemiş, işçilerin büyük çoğunluğunun (%81.3)
günlük yaşam aktivitelerinde hafif derecede fonksiyonel yetersizlik yaşadığını
tespit etmiştir. Emiroğlu, işçilerin sağlık eğitimine ilişkin beklentilerini
belirlediği çalışmasında aile planlaması eğitimini %79.1'i , çocuk bakımı
ve aşı konusunda eğitimi %87.9'u, gebe eğitimini %78.3'ü, beslenme eğitimini
%84.1'i, iş sağlığı ve güvenliği eğitimini %94.3'ü, hastalıklardan korunma
konusunda eğitimi %88.5'i, sigara, alkol kullanımı konusunda eğitimi %86.0'ının
istediğini bildirmiştir. Erkek işçilerin, iş sağlığı ve güvenliği ve hastalıklardan
korunma konusunda eğitimi daha fazla gerekli gördüğünü tespit etmiştir (4). Eğitimlere Mayıs-Haziran aylarında başlanacağı göz önüne alınarak, yaz başlangıcı olması nedeni ile ilk eğitim konusu "su ve besinler ile bulaşan hastalıklar ve korunma" olarak belirlenmiş ve öncelikle buna yönelik program geliştirilmiştir. EĞİTİMİ PROGRAMININ AMACI TASLAK PROGRAM Fabrikada Çalisan Isçilere Yönelik Su ve Besinlerle Bulasan Hastaliklar Egitimi Taslak Programi
PROGRAMIN ÖN UYGULAMASI ve DEĞERLENDİRİLMESİ Mayıs ayında 21, Haziran ayında 22 kişiden oluşan iki gruba
yönelik eğitimler şu şekilde yürütülmüştür: Tanışma etkinliği için grubun
bir halka yapması istenmiştir. Herkesin kendi isminin baş harfi ile bir sıfat
bularak ismini söylemesi ve diğer kişilerin kendinden öncekilerin isim ve
sıfatları ile birlikte söylemeleri istenmiştir. Böylece grup birbiri ile tanışmış
ve enerji kazanmıştır. Daha sonra grup tartışması yöntemi ile katılımcıların
beklentileri alınmıştır. Beklentilerin tümü flipchartlara yazılmıştır. Flipcharta
yazılmış öğrenim amaçları katılımcılarla paylaşılmış ve beklentilerle karşılaştırılmıştır.
Şekil 1: Fabrika Çalisanlarinin Egitim Öncesi ve Sonrasi Aldiklari Puanlarin
Dagilimi (Box&whiskerplot) (Toplam 14 Puan Üzerinden) .
Günün değerlendirmesinde ise her katılımcının eğitim programı ile ilgili eleştirileri alınmış ve olumlular-olumsuzlar olarak flipchartlara yazılmıştır. Katılımcılardan gelen öneriler doğrultusunda program gözden geçirilerek düzeltilmiştir.
KAYNAKLAR
Dr. Kadir TUĞCU *
* Özel Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, İstanbul
Hastalıkların tarihçesine bakıldığında, Hipokrat'ın ortaya koyduğu dört esas madde olan; ateş, su, toprak ve hava ile hastalıkların oluşumu ve tadavilerinin yapılmasına çalışıldığı görülür (2). Halen, bu görüşler, tamamen kaybolmuş değildir (5). Sıcak çarpması ve hastalık sonucu ateşin çıkması aynı hastalıkmış gibi sunulmuş ve tedavi edilmeye çalışılmıştır (4). Sıcak çarpmasında hayat kurtarıcı olan soğuk tatbiki, ateş tedavisinde kullanıldığında zararlı olabilmektedir (4). Türkiye'de ateşli çocuklara soğuk tatbiki sirke sürülmesi yaygın olarak yapılan işlerdir.
Ateşli hastaya niçin sirke sürülür? Eski çağlarda Avrupa'da şehirleşme ve nüfus yoğunluğunun artması ile içme suları aşırı derecede kirleniyordu. Bunun da sebebi, bu ülkelerde bırakın kanalizasyonu, evlerde ve saraylarda tuvalet dahi olmamasıydı (2). Halk ve saray erkanı ihtiyaçlarını bir kabın (oturak) içine yapar ve pencereden dışarı dökerlerdi (3). Buralarda yaygın olarak beslenen domuzlarda bunları yiyerek biraz temizlik sağlarlardı (3). Sıvı atıkların su kaynaklarına sızması ile içme suları kirlendiğinden, insanlar bu suların içilmesi ile hastalıklar arasında bir bağlantı olduğunu, içinde alkol olduğundan mikrop barındırmayan bira, şarap fibi fermentasyon ürünlerinden ise hasta olmadıklarını fark ettiler (2). Ayrıca su şarap ile karıştırılırsa da hastalık yapmıyordu. Bunun sonucu şarapta iyi bir "ruh" olduğunu ve sudaki kötü ruhu kovduğunu zannettiler (2) . Bu yüzden fermentesyonlu içeceklere genel olarak "spirit" adını verdiler (Bizim dilimize "ispirto" olarak geçmiştir). İçinde böyle iyi bir ruh barındıran şarap acaba hastalıkları (bilhassa ateşi) da tedavi edebilir miydi? Bu düşünce ile hastaların cildine şarap sürüldüğünde çok etkili ateş düşürdüğünü gördüler (2). Alkol sudan daha hızlı bir şekilde buharlaşıyor ve ciltten ısı söküyordu (9). Bu yeni buluş, hemen yeryüzüne yayıldı. İslam alemi de bu yeni buluşu çok sevdi, fakat bir problem vardı, o da şarabın haram bir madde olması idi. Bu güçlük de şarap şişeleri üzerine "Ateş sirkesi" yazarak aşıldı ve hastalara bu şekilde kullanıldı. Zamanla bu işin aslını bilmeyenler bir sirke lafına aldanıp (1) hastalarına sirke sürmeye başladı. Günümüzde, hala bazıları hastalarına sirke tatbik etmektedirler. Sirke, şaraptaki alkolün parçalanarak asetik asit şeklini alması ile oluşur, ateş düşürmekte suyunki kadar etkisi bulunmaktadır. Ateş nasıl düşer ? Gerekli midir ? Ateş, vücudun bünyesine giren mikroorganizma veya toksik maddelere karşı gösterdiği bir tepkidir (4). Vücut ısısının 36oC den yüksek olduğu durumlarda mikropların yaşamaları zorlaşır, dokuların metabolizması artar, bağışıklık sistemleri aktive olmaktadır (4,10). İnsan vücudu zaman içinde dış uyaranlara karşı ateşi yükseltmenin bir avantaj olduğunu öğrenmiştir (4). Ateşi düşürmekle hiç bir hastalık iyileşmez (9). Ateş bir hastalık değil bir arazdır ve mühim olan hastalığın teşhisidir. Ya havale olursa ? Bunun için önce havale niye olur onu anlamamız gereklidir. Mikroorganizma veya toksik maddelerin beyindeki astrositleri uyarması ile beta-3 adrenerjik reseptörlerin (Şekil 1) vücudumuzdaki kahverengi yağ dokusundaki mitokondrilere etkisi ile oluşmaktadır (4). Vücutta ısının yükselmesi ile bütün dokuların oksijen ihtiyacı çok artmaktadır (4). Bunu karşılayabilmek için kalbin ve solunumun hızlanması gereklidir (4,8,10). Ayrıca ilave kanı önemli organlara göndermek için el, ayak, yüz gibi organlarda vazokonstriksiyon yapar (8). Kalp hızının normalden fazla olduğu altı aylıktan küçük çocuklarda bu sebeple havale görülmez (7). Altı ay ile dört yaş, çocuklarda havalenin en sık görüldüğü devredir (4,7). Bu yaşlarda ateşin yükselmesi ile vücudun ısınarak kalbi ve solunumu hızlandırması gereklidir. Eğer ateş hızı yükselir ve vücut buna ayak uydurarak kalbi ve solunumu hızlandıramaz ise beyin, gelen oksijeni yeterli görmeyerek, tasarruflu çalışmak ve fazla oksijen tüketmemek için vücut ile olan irtibatı keser (Benzer durum aşırı ağrı uyarısı ile olur, şahıs bayılır) (4). İlişkinin kesilmesi ile vücut, deserebrasyon durumuna geçer. Spinal uyaranlarla kasılmalar ve havale dediğimiz tablo ortaya çıkar. Bunun sonucunda kalp ve solunum hızlanır. Beyine yeterli oksijen gelmeye başlayınca, beyin eski fonksiyonlarına geri döner. Ateş yavaş yükselir ve vücuda ısınması için zaman tanırsa, havale gelmez (4). Yani ateşi 400C'e çıkmış bir çocukta havale beklemek boşunadır. Böyle bir çocuk, ateş düşürücü ilaç verilmeden, yani iç ısısı düşmeden soğuk tatbik edilirse ve dış ısı düşürülerek kalp ve solunum yavaşlatılırsa havale gelebilir (4,9). Bu sebeple ateşli çocuklarda soğuk tatbiki gereksiz ve zararlıdır (4).
1) Disease and History, Frederick F. Catwright. Barnes
& Noble
Dr. N. Ercüment BEYHUN *
* Araş. Gör. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) bebeklerin ve küçük çocukların sağlık ve beslenme düzeyinin geliştirilmesi açısından emzirmeyi korumanın ve bu uygulamayı canlandırmanın ne denli önemli olduğunu sürekli vurgulamaktadır. Hayatın ilk birkaç yılı sağlıklı bir yaşamın temellerinin atıldığı son derece önemli bir dönemdir. Anne sütü bebeğin gereksinim duyduğu besin maddelerini uygun miktar ve kalitede içermesi ayrıca infeksiyonlara karşı koruyucu özellikleri ile tek fizyolojik bebek besinidir. Bebeğin fizyolojik ve psikososyal gereksinmelerini 4-6 ay tek başına karşılamaktadır. Bebek beslenmesi 3 şekilde yapılabilir: 1) Doğal beslenme Karışık beslenme ve yapay beslenmede kullanılacak en uygun besin anne sütü ile adapte edilmiş endüstriyel formül sütlerdir. Bu besinler; hijyenik olmalı, sağlıklı bebeğin besin gereksinmelerini karşılayabilmeli, metabolik bir yüklenme ve biyokimyasal bir bozukluğa yol açmamalıdır. Sıvı ve toz şeklinde endüstriyel olarak ve "Codex Alimantorius"a uygun olarak hazırlanmış çeşitli adapte sütler bulunmaktadır. Hazırlanması kolay olan bu sütler anne sütünün verilmediği nadir durumlarda öncelikle verilmesi gereken çocuk besinleridir. Süt Çocuğu Beslenmesinde Kullanılacak Endüstriyel Sütlerin Bileşimleri 1) Whey/kazein oranı anne sütüne benzer olmalı ve bunu sağlamak için
protein konsantrasyonu en az 1.5 gr/100ml olmalıdır. DSÖ ve UNICEF, Sağlık Assamblesi'nin isteğine uygun olarak anne sütü muadillerinin pazarlanmasıyla ilgili uluslararası niteliği olan bir yasa hazırlamış, 21 Mayıs 1981 tarihinde yasayı kabul etmiştir. Anne Sütü Muadillerinin Pazarlanmasıyla İlgili Uluslararası Yasa Madde 1- Yasanın amacı DSÖ'ne Üye ülkeler; annelerin emzirmediği ya da kısmen emzirdiği durumlarda bebek mamaları ve bunların hazırlanmasında kullanılan uygun malzemeler için azımsanmayacak bir pazar olduğunu, bu ürünlerin tümünün ticari ya da ticaret dışı dağıtım sistemleri aracılığıyla ihtiyaç duyanlara gerektiği gibi ulaştırılması ve bunların emzirmenin korunması ve yaygınlaştırılması için gösterilen çabaları engelleyecek biçimde pazarlanıp dağıtılmaması gerektiğini düşünerek yaşamın ilk aylarında bebeklerin çok kolay zarar görebildiğini, anne sütü muadillerinin pazarlanma yöntemlerinin özel olarak ele alınması gerektiğine ve bu ürünlerin alışılmış yöntemlerle pazarlanmasının uygun olmadığına inanarak bu yasayı çıkarmıştır. Madde-1: Yasanın amacı emzirmenin korunması ve yaygınlaştırılması yoluyla ve gerekli olduğunda anne sütü muadillerinin yeterli bilgi ve uygun pazarlanma ve dağıtıma dayanan uygun kullanımını sağlayarak, bebeklerin güvenli ve yeterli besin almalarına katkıda bulunmaktır. Madde-2 : Formüle bebek maması dahil anne sütü muadilleri; aynen ya da ilavelerle, kısmen ya da tamamen anne sütü yerine kullanılmasının uygun olduğu söylenerek pazarlanan ya da başka biçimde tanıtılan, biberonla verilebilecek ek gıdalar dahil diğer süt ürünleri, yiyecek ve içecekler; biberonlar ve emzikler ile ilgilidir. Madde-3: "Anne sütü muadili": Bu amaç için uygun olsun veya
olmasın, anne sütünün yerini kısmen ya da tamamen alabilecek bir ürün olarak
pazarlanan ya da başka biçimde tanıtılan herhangi bir yiyecektir. Madde-4: İster yazılı ister görsel olsun, bebeklerin beslenmesiyle ilgili ve gebe kadınlarla bebek ve küçük çocuk annelerine ulaşması amaçlanan bilgilendirme ve eğitim malzemeleri, aşağıdaki noktaların tümüyle ilgili açık, anlaşılır bilgiler içermelidir: a. emzirmenin yararları ve üstünlüğü; Üreticilerin ya da dağıtımcıların bilgi içeren ya da eğitsel gereç ve malzeme türünden bağışları ancak ilgili resmi otoritelerin isteği ve yazılı onayıyla ya da devletin bu amaçla belirlediği kurallar çerçevesinde yapılmalıdır. Madde-5: Bu yasanın kapsamı içindeki ürünlerin kamuoyuna yönelik reklamlar ya da başka yollarla tanıtımı yapılmamalıdır. Üreticiler ve dağıtımcılar, gebe kadınlara, annelere ya da onların yakınlarına doğrudan ya da dolaylı olarak bu yasanın kapsamı içindeki ürünlerden örnekler vermemelidir. Bu ürünler için satış amaçlı reklamlar, eşantiyonlar, tüketiciyi doğrudan etkileyecek yöntemlerle parekende satışları artıracak özel gösteriler, indirim kuponları, satış kampanyaları, zararına satışlar, başka bir ürünün yanında ücretsiz satış gibi herhangi bir satış artırma yöntemine başvurulmamalıdır. Pazarlama personeli, çalışma alanları içinde, gebe kadınlar, bebek ve küçük çocuk anneleriyle temas kurmaya kalkışmamalıdır. Madde-6: Sağlık sistemi olanaklarından hiçbiri formüle bebek maması ya da yasa kapsamı içerisine giren diğer ürünlerin yaygınlaştırılması amacıyla kullanılmamalıdır. Madde-7: Sağlık görevlileri emzirmeyi teşvik edip korumalıdır; anne ve bebek beslemesiyle özel olarak ilgili olanlar yasanın getirdiği tüm sorumlulukları bilmek durumundadırlar. Bu yasa kapsamındaki ürünlerle ilgili olarak, üreticilerle dağıtımcıların sağlık uzmanlarına sağladıkları bilgi, bilimsel ve olgusal konularla sınırlandırılmalı ve bu bilginin biberonla beslemenin emzirmeyle eş değerde ya da ondan üstün olduğu yönünde bir inanç yaratmaya ya da bunu ima etmeye yönelik olmaması sağlanmalıdır. Bu yasa kapsamında yer alan formüle bebek mamaları ve diğer ürünlerin örnekleri ya da bunların hazırlanması ve kullanımıyla ilgili araç ve gereçler, mesleki değerlendirme ya da kurumsal düzeyde araştırma amacıyla ilgili araç ve gereçler, mesleki değerlendirme ya da araştırma amacıyla gerekli olmadıkça, sağlık görevlilerine verilmemelidir. Sağlık görevlileri gebe kadınlarla bebek ve küçük çocuk annelerine ve onların ailelerine bebek maması örnekleri vermemelidir. Madde-8: Pazarlama elemanlarına uygulanan prim sistemlerinde, bu yasa kapsamındaki ürünlerin satış miktarı prim hesaplarına dahil edilmemeli ve bu ürünlerin satışı için özel olarak kotalar belirlenmemelidir. Madde-9: Etiketler, emzirmenin teşvik edilmesi esasını zedelememek
koşuluyla, ürünün doğru kullanılması konusunda gerekli bilgileri verecek biçimde
tasarlanmalıdır. a. "önemli uyarı" veya buna benzer sözcükler; Bu yasa kapsamına giren formüle bebek mamasının tüm özelliklerini taşımakla birlikte ve fakat ilavelerle formüle bebek maması haline getirilebilecek bebek beslenmesiyle ilgili gıda ürünleri, takviye edilmemiş ürünün bebeğin tek beslenme kaynağı olmaması gerektiği hususunda uyarıda bulunan bir etiket taşımalıdır. Bu yasa kapsamındaki gıda maddelerinin etiketleri aşağıdaki noktalarda da bilgi içermelidir: a. içindeki malzemeler, Madde-10: Bu ürünler yüksek kalite standartında olmalıdır. Madde-11: Hükümetler, bu yasanın ilke ve hedeflerini hayata geçirmek üzere toplumsal ve yasal çerçevelerine uygun olarak, ulusal yasalar, yönetmelikler ve diğer uygun önlemler de dahil olmak üzere önlemler almalıdır.
Prof. Dr. Çağatay GÜLER* Dr. Mecit GÖKÇİMEN** * Prof. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı ** Araş. Gör. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Söz konusu görüşe karşı çıkan diğer görüş ise şu gerekçeleri sunmaktadır (2) : 1.Yasa dışı maddeler çok tehlikelidirler ve birçok tıbbı ve sosyal
sorunlara neden olmaktadırlar. Amerika Birleşik Devletleri'nde 20 milyondan
kişi fazla alkol ve ilaçlara bağımlıdır. Bu bağımlılıklar yılda yaklaşık 130
bin kişinin ölümüne neden olmaktadır. Bağımlılık yapıcı ilaca ulaşmak nekadar
kolaysa, kişiler okadar kolay bağımlı olacaktır ve toplum okadar zarar görecektir. KAYNAKLAR: 1.Benson, B. R. Physicians and the war on drugs, The case
for legalization, Bulletin Amercan College of Surgeons, 86,19, pg. 16, October
2001.
( 21 Şubat 2001'de Stockholm'de kabul edilmiştir )
1. Bütün insanlar, kazalar, şiddet ve alkol tüketiminin diğer olumsuz
sonuçlarından korunmuş bir aile, toplum ve çalışma yaşamını elde etme hakkına
sahiptir. Gerekçe: Sağlık ve iyilik hali her insanın temel hakkıdır. Çocukların ve gençlerin sağlığını ve iyilik halini korumak ve geliştirmek "BM Çocuk Hakları Sözleşmesi"nin (UN Convention on Rights of the Child) temelinde olup, UNICEF'in misyonu ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sağlık 21 çerçeve politikasının ayrılmaz bir parçasıdır. Gençler ve alkolle ilgili olarak, DSÖ'nün Avrupa Alkol Hareket Planı 2000-2005, gençleri içmeye yönlendiren baskılardan korumak ve alkole bağlı zararların genişlik ve derinliğini azaltmak için evde, eğitim kurumlarında, iş yerinde ve yerel toplumda destekleyici çevreler sağlamak gerekliliğini tanımlamaktadır. Dahası, tüm dünyadaki hükümetlere, UNICEF tarafından Eylül 2001'de düzenlenen "BM Genel Kurulu Çocuklar için Özel Oturum"a hazırlanıldıkça, gençlik ve alkol ile ilgili konuları politik gündeme koyabilmek için ciddi bir fırsat doğmaktadır. Gençlik Çevreleri: Medya ve pazarların küreselleşmesi gençlerin algı, seçim ve davranışlarını giderek şekillendirmektedir. Günümüzde, birçok genç daha büyük fırsatlara ve daha iyi gelire sahiptir fakat tüketici ürünleri için daha agresif hale gelmiş teknikleri ve alkol gibi potansiyel zararlı maddeleri satmaya ve pazarlamaya daha yatkındırlar. Aynı zamanda, birçok ülkede, serbest pazar üstünlüğü halk sağlığı güvenliği ağlarını aşındırmış ve gençler için sosyal yapıları zayıflatmıştır. Hızlı sosyal ve ekonomik değişiklik, sivil çatışma, yoksulluk, evsizlik ve izolasyon, alkol ve maddelerin genç insanların hayatlarında majör ve yıkıcı bir rol oynama ihtimalini artırmıştır. İçki İçme Eğilimleri: Gençlerin içki içme eğilimleri; çocuklar arasında alkol denenmesi daha fazladır ve içki alemleri ve sarhoşluk gibi yüksek riskli içme şekilleri, özellikle adölesanlar ve genç erişkinlerde artmaktadır ve alkolü diğer psikoaktif maddelerle karıştırma (çoklu madde kullanımı) da artmaktadır. Genç insanlarda alkol, tütün ve yasadışı madde kullanımı arasında net bağlantılar vardır. Gençliğin İçki İçme Maliyeti: Gençler kendilerinin ya da diğer insanların içki içmesinin yaratacağı fiziksel, emosyonel ve sosyal zararlara daha yatkındır. Yüksek riskli içicilik, şiddet, güvenli olmayan cinsel davranış, trafik ve diğer kazalar, kalıcı sakatlıklar ve ölüm arasında güçlü bağlantılar vardır. Genç insanların alkole bağlı problemlerinin sağlık, sosyal ve ekonomik açıdan maliyetleri toplum için büyük bir yük oluşturmaktadır. Halk Sağlığı: Günümüzde, birçok genç insanın sağlığı ve iyilik hali alkol ve diğer psikoaktif maddeler tarafından ciddi olarak tehdit edilmektedir. Halk sağlığı perspektifinden bakılınca mesaj nettir: alkol tüketimi için, özellikle de en savunmasız gruplar olan çocuklar ve genç adölesanlar için, güvenli sınırı gösteren bir bilimsel kanıt yoktur. Ayrıca birçok çocuk diğer insanların, özellikle de aile üyelerinin, içki içmesinin sonuçlarının kurbanlarıdır; ki bu aile parçalanması, ekonomik ve emosyonel yoksulluk, ihmal, taciz, şiddet ve kaçırılmış fırsatlara sebebiyet verebilir. Alkol ile ilgili halk sağlığı politikaları, halk sağlığı yararları açısından, ticari yararlar gözetilmeksizin formüle edilmelidir. Majör ilgi alanlarından biri de alkollü içecek endüstrisi ve ikram sektörü tarafından promosyon ve sponsorluk ile spor ve gençlik kültürünün ticarileştirilme çabalarıdır. DEKLERASYON (BİLDİRGE): Bu bildirge ile, biz, DSÖ Gençlik ve Alkol Avrupa Bakanlar Konferansı katılımcıları,
bütün üye devletler, devletlerarası ve sivil toplum örgütleri (NGO'lar) ve
diğer ilgili kesimler gençlerin daha iyi hayat kalitesine sahip olmaları ve
gelecekte güçlü bir iş, boş vakit, aile ve toplum hayatına kavuşmaları için
sağlıkları ve iyilik halleri için yatırım yapılmasını ve savunulmasını destekliyoruz. 1- 2006 yılında ulaşılması gereken aşağıdaki hedefleri belirleyeceklerdir:
2- 4 geniş alanda etkili alkol politika önlemlerinin bir karışımını
geliştireceklerdir: · Eğitimi geliştirme: Özellikle, gençler arasında alkolün etkileri konusunda bilinç uyandırın. Eğitim kurumları, iş yerleri, gençlik organizasyonları, yerel topluluklar gibi yerlerde alkol ile ilgili konuları da içeren sağlık iyileştirme programları geliştirin. Bu programlar, ebeveynlerin, öğretmenlerin, yaşıtların ve gençlik liderlerinin, gençlerin yaşam becerileri öğrenme ve tecrübe etmesinde yardımcı olmasına olanak tanımalı ve sosyal baskı ile risk yönetimi konularına yönelmelidir. Dahası, gençler, toplumun önemli üyeleri olarak sorumluluklar almaya teşvik edilmelidir. · Çevreyi destekleme: İçki içme kültürünün alternatiflerinin cesaretlendirildiği ve desteklendiği fırsatlar yaratın. Gençlerin sağlık ve iyilik halinin iyileştirilmesinde ailenin rolünün geliştirin ve destekleyin. Okulların ve mümkün olan diğer eğitim kurumlarının alkolden arındırılmış çevreler olmasını sağlayın. · Zararı azaltma: Birey, aile ve toplum açısından içki içmenin olumsuz sonuçlarının daha iyi anlaşılmasını sağlayın. İçki içilen çevrede, alkolü sunmakla sorumlu olanların eğitiminin sağlayın ve reşit olmayanlar ile intoksike olmuş insanlara alkol satışını yasaklayan düzenlemeleri mecbur kılın. İçkili araç kullanımı düzenlemeleri ve cezalarını uygulayın. Diğer insanların veya kendilerinin içki içmesi sonucunda problemler yaşayan gençler için uygun sağlık ve sosyal hizmetler sağlayın. 3- Stratejileri gerçekleştirmek ve hedeflere ulaşmak için geniş bir
plan oluşturacaklardır: · Uygun yerel bağlantılar yoluyla gençlerle ortaklıklar geliştirin. Gençlere bir dayanak gözüyle bakın ve kendi hayatlarını etkileyen kararları şekillendirmede gençlere tanınan fırsatları geliştirin. Özel önem, eşitsizlikleri, bilhassa sağlıkla ilgili, azaltma yönünde olmalıdır. · Gençler tarafından alkol, tütün, maddeler ve diğer bağlantılı konularla ilgili yaşanan sosyal problemler ve sağlık problemlerine yönelen kapsamlı bir yaklaşım geliştirin. Devamlılık arz eden ve daha etkin bir plan sağlamak için yerel ve ulusal düzeyde sektörler arası bir yaklaşımı geliştirin. Gençlerin sağlık ve iyilik halinin iyileştirirken, onların değişken sosyal ve kültürel altyapısını, bilhassa özel gereksinimi olan grupların, dikkate alın. · Üye devletler arasında uluslararası kooperasyonu (işbirliğini) güçlendirin. Tamamen etkili olabilmesi için birçok düzenlemenin uluslar arası düzeyde güçlendirilmesi gereklidir. DSÖ, uygun ortaklıklar kurarak ve Avrupa Bölgesi'ndeki işbirliği ağlarından faydalanarak liderlik edecektir. Bu bağlamda, Avrupa Komisyonu ile işbirliği özellikle uygundur. DSÖ Bölgesel Ofisi, Avrupa Alkol Bilgi Sistemi vasıtasıyla, Avrupa Bölgesi'ni bu bildirgedeki taahhütlerin yerine getirilmesi ile ilgili olarak izleyecek, değerlendirecek (gençlerin katılımı ile) ve ilerlemeleri rapor edecektir. Intern Dr. Gamze ATAY Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Prof. Dr. Nazmi BİLİR*
* Prof. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Dünyanın çeşitli ülkelerinde sigara fiyatları arasında oldukça büyük farklılıklar bulunmaktadır. Genellikle, gelişmiş ülkelerde sigara fiyatının yüksek olduğu, gelişmekte olan ülkelerde de düşük fiyatların olduğu dikkat çekmektedir. Değişik ülkelerde, 1999 yılı Aralık ayında bir paket Malboro sigarasının fiyatı incelendiğinde, bu farklılık görülebilmektedir. İngiltere'de bir paket sigara 6.32 dolara satılırken, Fransa, İtalya, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi ülkelerde bir paket sigaranın fiyatı 3 doların biraz üzerinde, Türkiye'de 1.13 dolar, Rusya'da ise 0.70 dolardır. Meksika, Ukrayna, Brezilya, Endonezya ve Rusya'da bir paket sigaranın fiyatı 1 doların altındadır. Sigara fiyatı içinde verginin payı bakımından da ülkeler arasında önemli farklar bulunmaktadır. İngiltere, Fransa, İspanya ve İtalya'da sigara fiyatının %70'inden fazlasını vergiler oluştururken, Japonya, Güney Kore, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Meksika'da fiyatın yarısı vergilerdir. Sigara fiyatında vergilerin payı Türkiye'de %61.2, buna karşılık ABD, Ukrayna ve Rusya'da sigara fiyatının dörtte biri vergilerden oluşmaktadır.
Tablo 1: Ülkeler Gore Aralik 1999 tarihindeki Malboro Fiyatlari ve Fiyatlardaki Vergi Payi
Prof. Dr. Nazmi Bilir * * Prof. Dr., Hacettepe Universitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Sigara içmenin yol açtığı çeşitli sağlık sorunları ve bu nedenlerle olan erken yaştaki ölümler pek çok değerlendirmeye konu olmuştur. Hastalıkların tedavisi için yapılan harcamalar, erken yaştaki ölümler nedeniyle olan ekonomik kayıpların hesaplanması ilgi çekmiştir. Konunun bir başka yönü ise sigara satın almak için insanların yaptıkları harcamalardır. Türkiye'de 17 milyon kişinin sigara içtiği hesaplanmaktadır. Ülkemizde bir paket sigaranın satış fiyatı ortalama 1 ABD doları dolayındadır. Bu kişilerin her birisinin günde 1 paket sigara içtiği varsayılırsa, sigara satın almak için yapılan harcamaların yıllık toplamının 3 katrilyona ulaştığı tahmin edilmektedir. Bu miktarı bazı değerlerle karşılaştırmak düşünülürse, örneğin; sigara satın almak için yapılan harcamaların, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi kadar ve Sağlık Bakanlığı bütçesinin 4 katı olduğu sonucuna varılabilir. Bir başka ifade ile devletin, halkın sağlığını korumak ve iyileştirmek amacı ile yaptığı harcamaların 5 kat fazlasını, insanlar kendi sağlıklarını bozmak için sarfetmektedirler. Yapılan harcamaları bu şekilde, ülke toplamı olarak ifade edildiğinde, tek tek kişilerin ilgisini çekmek güç olmaktadır. Oysa, konuyu kişi bazına indirmekle daha fazla ilgi çekilebilir. Örneğin; sigara içme alışkanlığını terk eden bir kişi bu yolla sağlayacağı parasal birikim ile değişik işlemleri gerçekleştirebilir. Aşağıdaki listede değişik sürelerde sigara içilmemesi durumundaki maddi kazanımların karşılığı, değişik göstergelerle açıklanmaya çalışılmıştır. Farklı kişilerin kendileri ile ilgili konuları bulabilmesi amacı ile liste olabildiğince geniş tutulmaya çalışılmıştır.
Yukarıdaki liste yalnızca, günde 1 paket sigara içen bir kişinin, sigarayı bırakması durumunda sağlayacağı kazanıma işaret etmektedir. Bu şekildeki "doğrudan" maddi kazanımın yanı sıra, sigara içilmemesi durumunda, özellikle sağlık açısından olan kazanımlar ve bu kazanımların maddi karşılığı da eklendiğinde sigara içmeme durumundaki kazanımın daha artacağı kuşkusuzdur. Bireysel düzeydeki bu kazanımların toplamı alındığında ülkenin kazanımı ortaya çıkacaktır. Yapılan değişik hesaplamalarda tütün endüstrisinin getirisi ile, tütün kullanımı sonucu olan kayıplar karşılaştırıldığında, dengenin "negatif" olduğu sonucuna varılmaktadır. Yani tütün kullanımına bağlı hastalıkların tedavisi için yapılan harcamalar ve bu nedenle olan erken yaştaki ölümler dikkate alındığında, tütün tarımı ve tütün mamullerinin imali işlerinde çalışanların bu yoldan sağladıkları kazançlar çok az kalmaktadır.
Prev.Med. (2001) 32: 447-452
Sigara içilmesi ve impotans üzerindeki çalışmaların değerlendirildiği bu meta-analiz çalışmasında, Medline aracılığı ile 1980 yılından sonraki dönemde bulunan 1008 makalenin 19 tanesi meta-analiz için uygun bulunmuştur. Bu 19 makalede toplam olarak 3819 impotan erkek değerlendirilmektedir. Çalışmaların 16 tanesinde, impotan erkeklerin sigara alışkanlığının, genel toplumda aynı yaştaki erkeklere göre daha fazla olduğu sonucuna varılmaktadır. Meta-analiz sonuçlarına göre, impotan erkeklerde sigara içme sıklığı %40 bulunurken genel toplumdaki erkeklerde sigara içme sıklığı % 28 olarak bulunmuştur.
Prof. Dr. Nazmi Bilir * *Prof.Dr. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı
Anabilim Dalı Başkanı
American Journal of Epidemiology (2001) 154: 322-327
Danimarka'lı araştırmacılar 1989-1996 yılları arasındaki 25102 doğum sonuçlarını değerlendirmişlerdir. Çalışmada, annelerin gebelik sırasında sigara içilmesi ile gebeliğin ölü doğumla sonlanması ve canlı doğan bebeklerin ölüm riski incelenmiştir. Sonuçta, gebeelik sırasında sigara içilmesinin, gebeliğin ölü doğumla sonlanması riskini 2 kat (O.R. 2.0; GA 1.4 - 2.9) ve bebek ölüm riskini de 1.8 kat (GA 1.3 - 2.6) artırdığı bulunmuştur. Yazarlar, gebelerin % 30'unun sigara içtiği bir toplumda gebelik seyrinde sigara içilmesinin önlenmesi ile, ölü doğumların % 30 ve bebek ölümlerinin de % 25 oranında azaltılabileceğini belirtmektedirler. Prof. Dr. Nazmi BİLİR *
*Prof.Dr. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı
Eğitim broşür ve kitapçıkları aşağıda fiyatları ile sunulmuştur. Bu eğitim materyallerini kullanmak isteyenler, Aycan Halman ( Kadın ve Çocuk Sağlığı Eğitim ve Araştırma Birimi, Telefon numarası : 0 212 631 17 10 Faks numarası : 0 212 631 17 10 ) iletişime geçtikleri takdirde birim tarafından posta masrafları üstlenilerek gönderilecektir. Ayrıntılı bilgi için, www.istanbul.edu.tr adresine bakılabilir.
Rahim İçi Araç
Hacettepe Toplum Hekimliği Bülteni üç ayda bir (yılda
4 kez); Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında çıkar. Bir sayı, 12 veya 16
sayfadır. Özel sayı çıkarıldığında veya ek verildiğinde sayfa sayısı değişebilir.
Bazı durumlarda, iki sayı birleşik olarak çıkabilir. Her sayı dört bin adet
basılır. Ayrıca, www.thb.hacettepe .edu.tr
adresinden de ulaşılabilir.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||