Hacettepe Universitesi

Yıl 23 • Nisan2002 • Sayı 2

İÇİNDEKİLER

- BİR FABRİKA ÇALIŞANLARINA YÖNELİK SU ve BESİNLERLE BULAŞAN HASTALIKLAR EĞİTİM PROGRAMI GELİŞTİRME ÇALIŞMASI
- ATEŞ VE TEDAVİSİ
- MAMA KODLARI VE STANDARTLAR
- DOKTORLAR VE İLAÇ BAĞIMLILIĞI İLE SAVAŞ
- GENÇLİK VE ALKOL DEKLERASYONU ( BİLDİRGESİ )
- ÇEŞİTLİ ÜLKELERDE SİGARA FİYATLARI
- SİGARAYI BIRAKMANIN EKONOMİK BOYUTU
- SİGARA VE İMPOTANS ÜZERİNE META-ANALİZ SONUCU
- GEBELİKTE SİGARA İÇİLMESİ ÖLÜ DOĞUM VE BEBEK ÖLÜM RİSKİNİ ARTTIRIYOR
- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN VE ÇOCUK SAĞLIĞI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA BİRİMİ YAYINLARI
- OKURLARA VE YAZARLARA AÇIKLAMA

BIR FABRİKA ÇALIşANLARINA YÖNELİK SU ve BESİNLERLE BULAŞAN HASTALIKLAR EĞİTİM PROGRAMI GELİŞTİRME ÇALIŞMASI

Sevgi TURAN*
*Sağlık Eğitimcisi, Ankara Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şubesi
Doç. Dr. Sevkat Bahar ÖZVARIS**
**Öğretim Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Dr. Sarp ÜNER***
*** Araştırma Görevlisi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı

 


  İş yerinde çalışanların koruyucu sağlık hizmetleri konusunda eğitimleri çok önemlidir. Sağlık eğitimi çalışmalarında sağlığın korunması bakımından genel yaklaşımlara yer verilmelidir. Bu çalışma, Ankara'da 230 işçinin çalıştığı bir fabrikada çalışanların eğitim ihtiyacı saptamak ve buna uygun eğitim programını geliştirme amacıyla yapılmıştır.
İhtiyaç belirleme aşamasında işyeri sağlık birimi kayıtları incelenmiş, her bölümün ustabaşı ve personel, eğitim, satış bölümü yöneticileri ile işyeri hekiminin de katıldığı toplantılar düzenlenmiş, çalışanların eğitim ihtiyaçları tartışılmıştır. Bu ihtiyaç saptama çalışmalarının sonucunda; eğitimlere Mayıs ayında başlanacağı göz önüne alınarak ilk eğitim konusu "su ve besinler ile bulaşan hastalıklar ve korunma" olarak belirlenmiştir.
25 kişilik gruplara 45'er dakikalık iki oturum şeklinde planlanan eğitimlerin ilk ikisine fabrikanın çeşitli bölümlerinden 43 kişi katılmıştır. Katılımcıların eğitim öncesi testten aldıkları puanların ortalaması 8.77'den, eğitim sonrasında 12.79'a yükselmiştir (p<0.05).

GİRİŞ
İnsanların iş yerlerinde sağlıklı, mutlu, verimli ve uyumlu çalışabilmeleri için çalışmalar yapılmakta, gerekli koşullar araştırılmaktadır. İnsanın yaşamının büyük kısmını kapsayan iş yaşamında çalışanın sağlığının korunması ve güvenliğinin sağlanması için, hem işverene hem de çalışana çeşitli sorumluluklar düşmektedir.
İş ve sağlık arasındaki ilişkiler geleneksel olarak çalışma ortamında bulunan bazı faktörlerin, çalışan kişinin sağlığını bozması şeklinde algılanmıştır. Gerçekte bu ilişkinin iki yönü vardır. Yani bir yandan iş, kişinin sağlığını etkilerken, öte yandan çalışan kişinin sağlık durumu da işin niteliğini ve niceliğini etkilemektedir (1). Dünyada ve ülkemizde sanayileşme ve teknolojik gelişmelere paralel olarak başlangıçta önemsenmeyen sorunlar iş verimini ve işletmeyi tehlikeye sokmasıyla önem kazanmış, önceleri üretime yönelik kayıpları azaltmak amacıyla başlasa da günümüzde artık, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili çalışmalarda insani amaçlar daha ağırlıklı olarak düşünülmeye başlanmıştır (2)
İş sağlığı, çalışma hayatı ve sağlık sorunları arasındaki ilişkileri inceler. Sağlık sorunları, çalışan kişilerin bireysel sağlık sorunları olabildiği gibi, toplumun genelini ilgilendiren toplumsal ve çevresel sağlık sorunları da olabilir. Uluslararası Çalışma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü uzmanlarının 1950 yılındaki ortak toplantısında, iş sağlığının tanımı şu şekilde yapılmıştır: İş sağlığı, bütün mesleklerde çalışanların bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik hallerinin en üst düzeyde tutulması ve sürdürülmesi çalışmalarıdır. İşçilerin uygun işe yerleştirilmesi, iş yeri risklerinin saptanması, risklerin kontrolü, işçilerin düzenli sağlık muayeneleri, iş yerinde tıbbi bakım hizmeti verilmesi ve sağlık eğitimi verilmesi suretiyle işçilerin sağlıklarının olumsuz etkilenmesi önlenebilir (1).
İş sağlığı çalışmalarının amacı, iş yerinde bulunan sağlık risklerini etkili bir şekilde kontrol altına alarak çalışanlara sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı hazırlamak ve böylece, çalışanların sağlığını korumak ve geliştirmektir. Çalışanların gerek genel gerekse işle ilgili sağlık sorunlarına yardımcı olmak amacı ile işyerlerinde sağlık birimleri bulunmalıdır. Bu birimlerde koruyucu ve iyileştirici sağlık hizmetleri bir arada sunulmalıdır. Koruyucu hizmetler kapsamı içerisinde iş yerinde çalışanların sağlık konusunda eğitimleri de çok önemlidir. Bu eğitimlerde öncelikle iş yerinde bulunan fiziksel, kimyasal vb. faktörler, bunların sağlık üzerine etkileri ve koruma yöntemleri anlatılmalıdır(1, 3).
Sağlık eğitimi çalışmalarında ayrıca sağlığın korunması bakımından genel yaklaşımlara da yer verilmelidir. İşçiler toplu olarak bir arada bulunmaları bakımından eğitim çalışmaları için son derece uygun gruplar oluştururlar. Bu nedenle aşılanma, beslenme, aile planlaması, sigara, fizik egzersiz, kişisel hijyen vb. konularda sağlık eğitimi çalışmalarına yer verilmelidir. Bu konular, günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde iş sağlığı çalışmalarının belli başlı öğesini oluşturmaktadırlar. Bu alanlarda yapılan sağlık eğitimi çalışmaları ile iş yerinde sağlığın geliştirilmesi (Worksite Health Promotion) şeklinde etkinlikler yapılmaktadır. İşçilerin kişisel hijyen, işçi sağlığı, beslenme ve kişisel koruyucular gibi önemli sağlık konularında eğitilmesini sağlamak işyeri hekiminin ve hemşiresinin görevleri arasındadır (4, 5). Ancak iş sağlığı çalışmalarında, sağlık eğitimi yönü çoğunlukla eksik kalmaktadır. İşyerlerinde çalışan hekim dışı sağlık personelleri (hemşire, sağlık memuru vb.) ile yapılan bir çalışmada, araştırmaya katılanların %73'ü görevleri olmadığı, bu konularda yeterli olmadıkları veya konuyu bilmedikleri düşüncesi ile sağlık eğitimi veremeyeceklerini bildirmişlerdir (4). DSÖ Eksperler Komitesinin tanımına göre sağlık eğitimi, kişilere sağlıklı yaşam için alınması gerekli önlemleri benimsetmeye ve uygulatmaya inandırmak, kendilerine sunulan sağlık hizmetlerinin doğru olarak kullanmaya alıştırmak, sağlık durumlarını ve çevrelerini iyileştirmek amacı ile birey olarak veya topluca karar aldırmaktır (6). Sağlık eğitimi, kişilerde kendi yaşantıları yoluyla sağlıkla ilgili düşünce, kavram, inanç, tutum, davranış ve yaşam biçimi değişikliği oluşturmak amacıyla yapılan herhangi bir öğrenme yaşantısı olarak da tanımlanabilir (7). Toplumun sağlığının korunması ve geliştirilmesinin sağlanmasında araç olarak kullanılan sağlık eğitimi, yaygın eğitimin bir parçasıdır ve ömür boyu sürmelidir (8)
Sağlık eğitiminin amacı, kişilerin sağlıkla ilgili tüm konularda yeni bilgi ve davranışlar kazanması ve yanlış alışkanlıkların ve davranışların değişmesidir. Böylece, kişiler sürekli değişiklik gösteren çevreye uyumu başarabilecek ve daha sağlıklı, mutlu ve üretken olabileceklerdir. Tüm sağlık hizmetleri alanında olduğu gibi iş sağlığı alanında da sağlık eğitiminin gerekliliği ve önemi yadsınamaz.
Eğitim yaşantılarının sağlanması eğitim programları aracılığıyla olmaktadır. Eğitim programı, istendik hedef ve davranışların kazanılması için stratejilerin belirlendiği yazılı doküman yada eylem planı olarak tanımlanmaktadır. Eğitim programının öğeleri, hedef ve davranışlar, içeriğin seçimi ve örgütlenmesi, öğrenme-öğretme süreci ve değerlendirmedir. Program geliştirme, sürekli değerlendirme ve araştırma faaliyetlerine dayalı olarak yürütülmek zorundadır. Eğitim programı geliştirmede değişik modeller mevcuttur (9)
Sağlıkla ilgili bilgi, tutum ve davranışların öğretiminde yetişkin eğitiminin ilkeleri dikkate alınmalıdır. Sağlıkla ilgili eğitimlerde programların hazırlanması, yürütülmesi ve değerlendirilmesinde yetişkin eğitimi yönteminin adımları izlenmelidir. Bu adımlar; öğrenme için uygun ortam oluşturma, ortaklaşa plan yapma için bir yapı oluşturma, gereksinimlerin saptanması, amaçların belirlenmesi, öğrenim etkinliklerinin planlanması, öğrenim etkinliklerinin uygulanması ve sonuçların değerlendirilmesidir (3).
Bu çalışmada bir fabrikada çalışanlara yönelik sağlık konusunda eğitim programı taslağının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Program geliştirmede izlenen yol aşağıda sunulmuştur.
İHTİYAÇ SAPTAMA
Eğitim konusundaki ihtiyacı saptamak için fabrika yetkililerinin sağlık eğitimi ile ilgili talepleri doğrultusunda, onların gözlemlerinden yararlanmak üzere bir dizi çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar fabrikanın büro bölümünde çalışanları kapsamamıştır. İhtiyaç saptamak amacıyla yapılan çalışmalar:
1. Çalışanların demografik özelliklerinin incelenmesi (Tablo 1)
2. Fabrika gezisi ve çalışanlarla görüşme
3. Yöneticiler ile grup toplantıları
4. Sık görülen sağlık sorunlarının saptanması (Tablo 2)

1. Çalışanların Demografik Özelliklerinin İncelenmesi:
Çalışanların eğitim durumlarına ve çalıştıkları bölümlere göre dağılımları Tablo 1'de verilmiştir. Çalışanların %38.3'ü lise, %34.8'i ilkokul, %20.0'ı ise ortaokul mezunudur. Çalışanların %6.9 gibi küçük bir kısmı yüksek okul veya üniversite mezunudurlar. İşçilerin yaş ortalaması 34'tür. Sadece biri kadın, diğerleri ise erkektir. Bu 1 kadın da üretimde çalışmaktadır.
Ayrıca eğitim ortamlarını incelemek ve grubu tanımak için fabrika eğitim sorumlusunun, fabrikada çalışanlar yönelik düzenlediği eğitim toplantılarından birine katılınmıştır.
2. Fabrika Gezisi ve Çalışanlarla Görüşme:
Fabrika ve depo bölümüne yapılan ziyaretlerde işçiler çalışma sırasında, istirahat ve yemek aralarında gözlemlenmiştir. Genel olarak fabrika bölümünde çalışanların koşullarının daha iyi olduğu gözlenmiştir. Depo bölümünde ise sağlık koşulları açısından belirlenenler şunlardır:

  • İşçiler yükleme ve boşaltma sırasında açık bir alanda çalışmaktaydı. Bu da özellikle havanın soğuk olduğu günlerde sağlıklarının olumsuz etkilenmesine neden olmaktaydı.
  • Özellikle ambar ve otobakım bölümünde çalışanların bulundukları ortam oldukça tozluydu.
  • Yemekhane koşulları sağlığa uygundu, yemek sırasında birkaç yemekten seçim yapabilmekteydiler.
  • Giyinme odalarında duşlar mevcuttu, ancak terlik vb. kişisel eşyalar ortak kullanılmaktaydı.
    Çalışanlarla tanışmak üzere hafta sonu bir araya geldikleri bir partiye katılınmıştır. Bu partide işçilerle tanışılmış ve onlarla sohbet edilmiştir. İşçiler, çabuk hazırlanan, ayaküstü yenen yiyecekleri tercih ettiklerini, yemekhanede çıkan yemekleri beğenmediklerini, bel ve sırt ağrılarından şikayetlerinin çok olduğunu, bu şikayetlerin özellikle çalışma koşullarından kaynaklandığını, kendileri ve aileleri açısından bulaşıcı hastalıklar konusunda kaygılandıklarını ifade etmişlerdir.

    Tablo 1. Fabrika ve Depoda Çalisanlarin Egitim Durumlarina ve Çalisma Yerlerine Göre Dagilimlari (Nisan 2000)
     
    n %
    Eğitim Durumu İlkokul  80 34.8
    Ortaokul 46 20.0
    Lise 88 38.3
    Yüksekokul/üniversite 16 6.9
    Çalışma Yerleri Oto bakım 8 3.4
    Şoför/Muavin 75 32.6
    Satış Ambar 29 12.6
    Üretim 88 38.3
    Fabrika Ambar 30 13.1
    TOPLAM 230 100.0

    3. Yöneticiler ile Grup Toplantıları:

       Yönetici ve ustabaşları ile grup toplantıları yapılarak onların gözlemleri değerlendirilmiştir. Bu toplantılara, işyeri hekimi, her bölümün ustabaşı, personel, eğitim ve satış bölümü yöneticileri katılmıştır. Öncelikli olarak dile getirilen sorunlar şunlardı:

  • Çalışanlar, işyeri sağlık birimine başvurularında, direk hastaneye sevk istemektedirler.
  • Gıda sektörü olması nedeni ile çalışanların sağlığı önem taşımaktadır. Ayrıca çalışanlar kadar ailelerin sağlığı da önemlidir. Bu nedenle çalışanlara sağlığı koruma davranışları kazandırılmalıdır. Böylece sağlığın korunmasının yanı sıra işe devamsızlık ve iş gücü kaybı azaltılabilir.
  • İşyeri hekimi tarafından, kendisinin verdiği tedavilerin çoğunlukla yarıda bırakıldığı, bu da tedavinin başarıya ulaşmasında önemli bir engel olduğu ifade edilmiştir.
  • İşçilerde, ishal, ayak mantarları, üst solunum yolu enfeksiyonları, sırt ağrıları sık görülmektedir.
  • Çalışanların çoğunluğu sigara içmektedir.
  • Genel hijyenlerine, çoğunlukla dikkat etmemektedirler.

    4. Sık Görülen Sağlık Sorunlarının Saptanması:
    İşyeri hekiminin poliklinik defterine kaydettiği veriler incelenerek en çok konulan tanılar değerlendirilmiş ve öncelikli sağlık problemleri saptanmaya çalışılmıştır. Buna göre en sık üst solunum yolu enfeksiyonu %33.8 ile görülmektedir. Daha sonra kas ve iskelet sistemine ait tanılar %19.6 ile çoğunluktadır. Bunu %8.4 ile ishaller izlemektedir. %7.8 ile üriner sistem enfeksiyonları da önemli sorundur. Çalışanların en çok şikayet ettikleri mantarlar ise %7.5 oranında görülmektedir (Tablo 2).

    Tablo 2. Fabrika ve Depoda Çalışanlardan Kurum Hekimine Başvuranların Aldıkları Tanılara Göre Dağılımı
     
    Tanı (N=358) %
    ÜSYE  33.8
    Kas İskelet Sistemi *  19.6
    Deri hastalıkları (mantar, dermatid) 14.2
    Ishal/Besin Zehirlenmesi 8.4
    Üriner Sistem Enfeksiyonu 7.8
    Otit/Sinüzit 4.8
    Ülser/Dispepsi 4.2
    Hipertansiyon 2.8
    Konjuktivit 1.7
    Hemoroid 1.4
    Diğer** 1.3

    *(Artralji/diskopati/myalji/lumbalji/lumbago/extramite ağrıları/romatizma)
    ** (Diabet/Anemi/Lenfadenit/Gözde yabancı cisim/Arı sokması)

         İş sağlığı ile ilgili değişik çalışmalara bakıldığında da işçilerin sağlık şikayetlerinin yapılan işe göre değiştiği, ancak genel olarak solunum sistemi enfeksiyonları, kas-iskelet sistemi şikayetleri, deri hastalıkları, gastrointestinal sistem enfeksiyonlarının işyeri hekimine en sık başvuru nedenleri arasında yer aldığı görülmektedir. Güler yaptığı çalışmada, solunum sistemi (%20), gastorintestinal sistem (%20), kardiyovasküler sistem (%16.2), ürogenital sistem (%7.2), kas iskelet sistemi (%4.1) rahatsızlıkları nedeni ile işyeri hekimine en sık başvurduklarını belirlemiştir. İş yeri sağlık ünitesine en sık başvuru nedenlerine göre iş sağlığı hemşiresinin en fazla eğitim verdiğini saptamıştır (10). Özgür, oto boya atölyelerinde çalışanlarda en sık %57.3 ile dermotolojik etkilenme, %26.5 ile halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı, mide bulantısı v.b. genel yakınmalar, üçüncü sırada ise solunum sistemi ile ilgili yakınmalar olduğunu bulmuştur (11). Gülistan, işçilerin sağlıkla ilgili yakınmaların en fazla baş ağrısı, mide yanması, şişmanlık ve yorgunluk ile ilgili yakınmalar olduğunu saptamıştır. Vardiyalı işçilerde çalışmadan dolayı meydana gelebilecek sağlık sorunları ve bunlarla başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi verilmesini, özellikle uyku, beslenme ve sosyal yaşamlarını düzenleme konusunda uyarılarda bulunulmasını, gerektiğinde ailelerinin de kapsayan eğitim programları düzenlenmesini önermiştir (12). Çalışkan, sırt yaralanmalarının iş ile ilgili önemli sorunlardan birisi olduğunu tespit etmiştir (13). Benzer olarak Emiroğlu çalışmasında, araştırma grubundaki işçilerin %34.1'inde sırt yaralanması belirlemiş, işçilerin büyük çoğunluğunun (%81.3) günlük yaşam aktivitelerinde hafif derecede fonksiyonel yetersizlik yaşadığını tespit etmiştir. Emiroğlu, işçilerin sağlık eğitimine ilişkin beklentilerini belirlediği çalışmasında aile planlaması eğitimini %79.1'i , çocuk bakımı ve aşı konusunda eğitimi %87.9'u, gebe eğitimini %78.3'ü, beslenme eğitimini %84.1'i, iş sağlığı ve güvenliği eğitimini %94.3'ü, hastalıklardan korunma konusunda eğitimi %88.5'i, sigara, alkol kullanımı konusunda eğitimi %86.0'ının istediğini bildirmiştir. Erkek işçilerin, iş sağlığı ve güvenliği ve hastalıklardan korunma konusunda eğitimi daha fazla gerekli gördüğünü tespit etmiştir (4).
    Bu çalışmada eğitim konularına karar verirken görülen sağlık sorunları ve çalışanlarla yapılan tartışmalar değerlendirilmiştir. Eğitim konuları:

  • Vücudun doğru kullanımı
  • Su ve besinler ile bulaşan hastalıklar ve korunma
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • Deri hastalıkları
  • Beslenme
    Eğitimlere Mayıs-Haziran aylarında başlanacağı göz önüne alınarak, yaz başlangıcı olması nedeni ile ilk eğitim konusu "su ve besinler ile bulaşan hastalıklar ve korunma" olarak belirlenmiş ve öncelikle buna yönelik program geliştirilmiştir.

    EĞİTİMİ PROGRAMININ AMACI
    Bu eğitime katıldıktan sonra katılımcılar su ve besinlerle bulaşan hastalıkları tanımlayabilecek, korunma önlemleri hakkında bilgi sahibi olacaklar ve tedavilerindeki basit uygulamaları söyleyebileceklerdir. Yeterliğin değerlendirilmesinde eğitim sonrası soru formu kullanılacak ve bu formdan %80 ve üzeri başarı sağlayanlar yeterli kabul edileceklerdir.
    ÖĞRENİM HEDEFLERİ

  • Bulaşıcı hastalığın tanımını söyleme
  • Bulaşıcı hastalıkları oluşturan faktörleri söyleme
  • Su ve besinlerle bulaşan hastalıkları sayma
  • Su ve besinlerle bulaşan hastalıkların belirtilerini sayma
  • Su ve besinlerle bulaşan hastalıkları bulaşma yolarını söyleme
  • Bulaşmayı önlemek için hijyen kurallarını sayma
  • Su ve besinlerle bulaşan hastalıkların korunma önlemlerini söyleme

    TASLAK PROGRAM
    Eğitimlerde görsel-işitsel araç-gereçler ile desteklenecek, anlatım, tartışma, soru-cevap, grup tartışması v.b. interaktif eğitim teknikleri kullanılacaktır. Toplam 230 işçi, 20'şer kişilik gruplar halinde eğitime alınacaktır. Her eğitim 45'şer dakika 2 oturumdan oluşacaktır.
    Programın I. bölümünde, eğitim programına katılanların tanışması ve katılımcıların beklentilerinin gözden geçirilmesi ile başlanacaktır. Daha sonra katılımcılara öğrenim hedefleri açıklanacaktır. Katılımcıların eğitim başlangıcındaki bilgi düzeylerinin tespit edilmesi için kurs öncesi soru formu uygulanacaktır.
    Programın II. bölümünde, bulaşıcı hastalıkların oluşması ve su ve besinlerle bulaşan hastalıklar flipchart, tepegöz ve posterler kullanılarak tartışılacaktır.
    Programın III. bölümünde, su ve besinlerle bulaşan hastalıklarda korunma yolları soru-cevap ve grup tartışması yöntemi ile işlenecek daha sonra eğitmen tarafından asetatta özetlenecektir.
    Programın IV. bölümünde, katılımcıların eğitim sonu bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla kurs sonu soru formu uygulanacaktır. Eğitim sonunda uygulanan soru formundan %80 ve üzeri başarı sağlayan katılımcılar yeterli kabul edileceklerdir. Daha sonra katılımcıların programı değerlendirmesi sağlanacaktır.

    Fabrikada Çalisan Isçilere Yönelik Su ve Besinlerle Bulasan Hastaliklar Egitimi Taslak Programi
    15.00-16.00   Tanisma
    Katilimcilarin Beklentilerinin Gözden Geçirilmesi
    Kurs Amaçlarinin Açiklanmasi
    Kurs Öncesi Degerlendirme
    16.00-16.45 Bulasici Hastaliklarin Olusmasi  
    Su ve Besinlerle Bulasan Hastaliklar(Bulasici sarilik, tifo, para tifo, dizanteri , enterit vb.) 
    16.45-17.00 Ara
    17.00-17.45 Bulasma ve Korunma Yollari 
    17.45-18.00 Kurs Sonu Degerlendirme 
    18.00-18.30 Katilimcilarin Programi Degerlendirmesi 

     

    PROGRAMIN ÖN UYGULAMASI ve DEĞERLENDİRİLMESİ

      Mayıs ayında 21, Haziran ayında 22 kişiden oluşan iki gruba yönelik eğitimler şu şekilde yürütülmüştür: Tanışma etkinliği için grubun bir halka yapması istenmiştir. Herkesin kendi isminin baş harfi ile bir sıfat bularak ismini söylemesi ve diğer kişilerin kendinden öncekilerin isim ve sıfatları ile birlikte söylemeleri istenmiştir. Böylece grup birbiri ile tanışmış ve enerji kazanmıştır. Daha sonra grup tartışması yöntemi ile katılımcıların beklentileri alınmıştır. Beklentilerin tümü flipchartlara yazılmıştır. Flipcharta yazılmış öğrenim amaçları katılımcılarla paylaşılmış ve beklentilerle karşılaştırılmıştır.
    Doğru yanlış testi olarak hazırlanan kurs öncesi soru formu katılımcılara anlatılmış ve doldurmaları istenmiştir. Daha sonra sorular katılımcılarla tartışılmıştır.
    Amaca uygun konular çeşitli eğitim teknikleri kullanılarak ders işlenmiştir. Konulara uygun etkinlikler sona erdikten sonra katılımcılara kurs sonrası soru formu tekrar dağıtılmıştır. Katılımcılar, formu yanıtladıktan sonra sorular üzerinde tartışılmıştır. Katılımcıların uygulanan 14 sorudan oluşan kurs öncesi ve sonrası soru formu SPSS programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Her soru 1 puan olarak hesaplanmıştır. Katılımcıların eğitim öncesi ve sonrası aldıkları puan ortalamaları arasındaki fark Paired-t testi kullanılarak değerlendirilmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05), yapılan eğitimler etkilidir. Eğitim öncesi doğru yanıtlardan aldıkları puanların ortalaması 8.77 iken eğitim sonrasında 12.79'a yükselmiştir (Şekil). Ayrıca her soru için kurs öncesi ve kurs sonrası fark McNemar testi ile incelenmiş, her sorudaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur

    Şekil 1: Fabrika Çalisanlarinin Egitim Öncesi ve Sonrasi Aldiklari Puanlarin Dagilimi (Box&whiskerplot) (Toplam 14 Puan Üzerinden) .



     

       Günün değerlendirmesinde ise her katılımcının eğitim programı ile ilgili eleştirileri alınmış ve olumlular-olumsuzlar olarak flipchartlara yazılmıştır. Katılımcılardan gelen öneriler doğrultusunda program gözden geçirilerek düzeltilmiştir.

    KAYNAKLAR
    1. Bilir N., Is Sagligi, Halk Sagligi Temel Bilgiler, Günes Kitabevi Ltd.Sti., Ankara, 1995.
    2. Pürçeki I.K., Türkiye Kömür Isletmeleri Kurumunda 1990-1994 Yillari Arasinda Is Kazalari Ile Isçi Sagligi Ve Is Güvenligi Egitimi Uygulamalari, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitütüsü,, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1997.
    3. Bülbül A.S., Yetiskin Egitimi Baglaminda Isyeri Hekimligi ve Saglik Egitimi, Isyeri Hekimligi Ders Notlari, Türk Tabipleri Birligi Yayini, Ankara, 1996.
    4. Emiroglu N., Isçilerin Is Sagligi Hizmetinden Beklentileri ve Isyeri Hemsiresinin Is Sagligi ve Güvenligi Çalismalarindaki Yeri, Hacettepe Üniversitesi Saglik Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 1990.
    5. Isçi Sagligi ve Is Güvenligi ile Ilgili Genel Bilgiler, Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi, Isçi Sagligi Daire Baskanligi, Yayin No: 90, Ankara, 1999.
    6. Teke N., Insanlarda Saglik Bilincinin Gelisiminde Egitimin Rolü Üzerine Bir Arastirma, Gazi Üniversitesi. Saglik Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1994.
    7. Güler Ç. ve Akin L., Saglik Egitimi ve Iletisimi, Halk Sagligi Temel Bilgiler, Günes Kitabevi Ltd.Sti., Ankara, 1995.
    8.  Özvaris S.B. Saglik Egitimine Bakis, Hacettepe Halk Sagligi Vakfi, Ankara, 1997
    9. Göçgeldi E., Samsun Sahra Sihhiye Okulu ve Egitim Merkezi' nde Egitim Gören Erbas ve Erler için Sihhiye Egitim Programi Taslaginin Gelistirilmesi, T:C: Genel Kurmay Baskanligi Gülhane Askeri Tip Akademisi Askeri Tip Fakültesi Halk Sagligi Ana Bilim Dali Baskanligi, Uzmanlik Tezi, Ankara, 1998
    10. Güler N., Isçilerin Isyeri ile Ilgili Saglik Bakim Gereksinimlerinin ve Bu Bakim Gereksinimleri Çerçevesinde Verilen Hemsirelik Hizmetlerinin Degerlendirilmesi. Hacettepe Üniversitesi Saglik Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi, Ankara, 1997
    11. Özgür S., Mersin Ili Sanayi Bölgesindeki Oto Boya Atölyelerinde Isyeri Ortam Özellikleri ve Çalisma Kosullari ile Çalisanlarin Isçi Sagligi ve Is Güvenligi Açisindan Degerlendirilmesi, Gazi Üniversitesi Saglik Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 1996
    12. Baykut G., Bir Çimento Fabrikasinda Çalisan Vardiyali Isçilerin Saglik Sorunlari, Hacettepe Üniversitesi Saglik Bilimleri Enstitüsü, Bilim Uzmanligi Tezi, Ankara, 1994
    13. Çaliskan M, Endüstriyel Alanda Çalisan Isçilerde Sirt Yaralanmalari ve Risk Etkenlerinin Incelenmesi, Istanbul Üniversitesi Saglik Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Istanbul, 1999


    ATEŞ VE TEDAVİSİ
    Dr. Kadir TUĞCU *
    * Özel Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, İstanbul


    İnsanoğlu asırlar boyunca ateşli hastalıklardan korkmuştur. Bu korkunun altında yatan ana sebep, bazı çocukların ateş ve havaleden sonra sakat kalmaları veya ölmeleridir(1). Ölüme ve sakatlığa sebep olan hastalıkların belli başlıları, menenjit, sıtma ve tifodur (1,6). Kızamık gibi bazı döküntülü hastalıklarda, ölüm çoğunlukla yanlış tedavi ile olmaktadır (2,7). Zaten, bu hastalıklardan ölümlerde aşılar ve etkili tedaviler ile en aza indirilmiştir (5).

    Hastalıkların tarihçesine bakıldığında, Hipokrat'ın ortaya koyduğu dört esas madde olan; ateş, su, toprak ve hava ile hastalıkların oluşumu ve tadavilerinin yapılmasına çalışıldığı görülür (2). Halen, bu görüşler, tamamen kaybolmuş değildir (5). Sıcak çarpması ve hastalık sonucu ateşin çıkması aynı hastalıkmış gibi sunulmuş ve tedavi edilmeye çalışılmıştır (4). Sıcak çarpmasında hayat kurtarıcı olan soğuk tatbiki, ateş tedavisinde kullanıldığında zararlı olabilmektedir (4). Türkiye'de ateşli çocuklara soğuk tatbiki sirke sürülmesi yaygın olarak yapılan işlerdir.

    Ateşli hastaya niçin sirke sürülür?

    Eski çağlarda Avrupa'da şehirleşme ve nüfus yoğunluğunun artması ile içme suları aşırı derecede kirleniyordu. Bunun da sebebi, bu ülkelerde bırakın kanalizasyonu, evlerde ve saraylarda tuvalet dahi olmamasıydı (2). Halk ve saray erkanı ihtiyaçlarını bir kabın (oturak) içine yapar ve pencereden dışarı dökerlerdi (3). Buralarda yaygın olarak beslenen domuzlarda bunları yiyerek biraz temizlik sağlarlardı (3). Sıvı atıkların su kaynaklarına sızması ile içme suları kirlendiğinden, insanlar bu suların içilmesi ile hastalıklar arasında bir bağlantı olduğunu, içinde alkol olduğundan mikrop barındırmayan bira, şarap fibi fermentasyon ürünlerinden ise hasta olmadıklarını fark ettiler (2). Ayrıca su şarap ile karıştırılırsa da hastalık yapmıyordu. Bunun sonucu şarapta iyi bir "ruh" olduğunu ve sudaki kötü ruhu kovduğunu zannettiler (2) . Bu yüzden fermentesyonlu içeceklere genel olarak "spirit" adını verdiler (Bizim dilimize "ispirto" olarak geçmiştir). İçinde böyle iyi bir ruh barındıran şarap acaba hastalıkları (bilhassa ateşi) da tedavi edebilir miydi? Bu düşünce ile hastaların cildine şarap sürüldüğünde çok etkili ateş düşürdüğünü gördüler (2). Alkol sudan daha hızlı bir şekilde buharlaşıyor ve ciltten ısı söküyordu (9). Bu yeni buluş, hemen yeryüzüne yayıldı. İslam alemi de bu yeni buluşu çok sevdi, fakat bir problem vardı, o da şarabın haram bir madde olması idi. Bu güçlük de şarap şişeleri üzerine "Ateş sirkesi" yazarak aşıldı ve hastalara bu şekilde kullanıldı. Zamanla bu işin aslını bilmeyenler bir sirke lafına aldanıp (1) hastalarına sirke sürmeye başladı. Günümüzde, hala bazıları hastalarına sirke tatbik etmektedirler. Sirke, şaraptaki alkolün parçalanarak asetik asit şeklini alması ile oluşur, ateş düşürmekte suyunki kadar etkisi bulunmaktadır.

    Ateş nasıl düşer ? Gerekli midir ?

    Ateş, vücudun bünyesine giren mikroorganizma veya toksik maddelere karşı gösterdiği bir tepkidir (4). Vücut ısısının 36oC den yüksek olduğu durumlarda mikropların yaşamaları zorlaşır, dokuların metabolizması artar, bağışıklık sistemleri aktive olmaktadır (4,10). İnsan vücudu zaman içinde dış uyaranlara karşı ateşi yükseltmenin bir avantaj olduğunu öğrenmiştir (4). Ateşi düşürmekle hiç bir hastalık iyileşmez (9). Ateş bir hastalık değil bir arazdır ve mühim olan hastalığın teşhisidir.

    Ya havale olursa ?

    Bunun için önce havale niye olur onu anlamamız gereklidir. Mikroorganizma veya toksik maddelerin beyindeki astrositleri uyarması ile beta-3 adrenerjik reseptörlerin (Şekil 1) vücudumuzdaki kahverengi yağ dokusundaki mitokondrilere etkisi ile oluşmaktadır (4). Vücutta ısının yükselmesi ile bütün dokuların oksijen ihtiyacı çok artmaktadır (4). Bunu karşılayabilmek için kalbin ve solunumun hızlanması gereklidir (4,8,10). Ayrıca ilave kanı önemli organlara göndermek için el, ayak, yüz gibi organlarda vazokonstriksiyon yapar (8). Kalp hızının normalden fazla olduğu altı aylıktan küçük çocuklarda bu sebeple havale görülmez (7). Altı ay ile dört yaş, çocuklarda havalenin en sık görüldüğü devredir (4,7). Bu yaşlarda ateşin yükselmesi ile vücudun ısınarak kalbi ve solunumu hızlandırması gereklidir. Eğer ateş hızı yükselir ve vücut buna ayak uydurarak kalbi ve solunumu hızlandıramaz ise beyin, gelen oksijeni yeterli görmeyerek, tasarruflu çalışmak ve fazla oksijen tüketmemek için vücut ile olan irtibatı keser (Benzer durum aşırı ağrı uyarısı ile olur, şahıs bayılır) (4). İlişkinin kesilmesi ile vücut, deserebrasyon durumuna geçer. Spinal uyaranlarla kasılmalar ve havale dediğimiz tablo ortaya çıkar. Bunun sonucunda kalp ve solunum hızlanır. Beyine yeterli oksijen gelmeye başlayınca, beyin eski fonksiyonlarına geri döner. Ateş yavaş yükselir ve vücuda ısınması için zaman tanırsa, havale gelmez (4). Yani ateşi 400C'e çıkmış bir çocukta havale beklemek boşunadır. Böyle bir çocuk, ateş düşürücü ilaç verilmeden, yani iç ısısı düşmeden soğuk tatbik edilirse ve dış ısı düşürülerek kalp ve solunum yavaşlatılırsa havale gelebilir (4,9). Bu sebeple ateşli çocuklarda soğuk tatbiki gereksiz ve zararlıdır (4).


    KAYNAKLAR

    1) Disease and History, Frederick F. Catwright. Barnes & Noble
    2) Western Medicine, An Illustrated History. Irvine Loudon. Oxford
    3) The Illustrated Treasury of Medical Curiosa. Art Newman Mc Graw Hill
    4) Molecular Mechanism of Fever. Matthew J. Kluger, Tamas Bartfai, Charles Dinarello. Annals of the New York Academy of Sciences. Volume 856
    5) The Greatest Benefit to Mankind. A medical history of humanity. Roy Porter. W.W. Norton & Company.
    6) Superbug Nature's Revenge. Geoffrey Cannon. Virgin Publishing Ltd.
    7) Nelson Texbook of Pediatrics. Behrman, Kliegman, Jenson. Saunders.
    8) Instant Physiology. Neil R. Borley & Vinod Achan. Blackwell Science Ltd.
    9) Doing More Good Then Harm. The Evaluation of Health Care Interventions. Kenneth S. Warren, Frederick Mosteller. Annals of the New York Academy of Sciences. Volume 703
    10) Interleukin-6. Pravinkumar B. Sehgal, Gerd Grieninger, Giovanna Tosato. Annals of the New York Academy of Sciences. Volume 557.
    11) Thermoregulation. Tenth International Symposium on the Pharmacology of Thermoregulation. Clark M. Blatteis. Annals of the New York Academy of Sciences. Volume 813

    MAMA KODLARI VE STANDARTLAR
    Dr. N. Ercüment BEYHUN *
    * Araş. Gör. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) bebeklerin ve küçük çocukların sağlık ve beslenme düzeyinin geliştirilmesi açısından emzirmeyi korumanın ve bu uygulamayı canlandırmanın ne denli önemli olduğunu sürekli vurgulamaktadır.

    Hayatın ilk birkaç yılı sağlıklı bir yaşamın temellerinin atıldığı son derece önemli bir dönemdir. Anne sütü bebeğin gereksinim duyduğu besin maddelerini uygun miktar ve kalitede içermesi ayrıca infeksiyonlara karşı koruyucu özellikleri ile tek fizyolojik bebek besinidir. Bebeğin fizyolojik ve psikososyal gereksinmelerini 4-6 ay tek başına karşılamaktadır.

    Bebek beslenmesi 3 şekilde yapılabilir:

    1) Doğal beslenme
    2) Karışık beslenme
    3) Yapay beslenme

    Karışık beslenme ve yapay beslenmede kullanılacak en uygun besin anne sütü ile adapte edilmiş endüstriyel formül sütlerdir. Bu besinler; hijyenik olmalı, sağlıklı bebeğin besin gereksinmelerini karşılayabilmeli, metabolik bir yüklenme ve biyokimyasal bir bozukluğa yol açmamalıdır. Sıvı ve toz şeklinde endüstriyel olarak ve "Codex Alimantorius"a uygun olarak hazırlanmış çeşitli adapte sütler bulunmaktadır. Hazırlanması kolay olan bu sütler anne sütünün verilmediği nadir durumlarda öncelikle verilmesi gereken çocuk besinleridir.

    Süt Çocuğu Beslenmesinde Kullanılacak Endüstriyel Sütlerin Bileşimleri
    (Codex Alimentarious)

    1) Whey/kazein oranı anne sütüne benzer olmalı ve bunu sağlamak için protein konsantrasyonu en az 1.5 gr/100ml olmalıdır.
    2) Yağlardan sağlanacak kalori en az %30 en fazla %50 olmalıdır.Besin en az 300mg/100kcal linoleik asit içermelidir.
    3) Ca/P oranı 1'den küçük 2'den büyük olmamalıdır.
    4) Total elektrolit(Na,K,Cl) konsantrasyonu 50 meq/lt olmalıdır.
    5) B6 vit 35mcg/100kcal'den fazla olmalıdır.
    6) Alfa tokoferol/Doymamış yağ asitleri(gr) oranı 0.4'den büyük olmalıdır.
    7) Demir ferro tuzları şeklinde ve en az 1mg/100kcal(veya 0.7mg/100ml) konsantrasyonda olmalıdır.

    DSÖ ve UNICEF, Sağlık Assamblesi'nin isteğine uygun olarak anne sütü muadillerinin pazarlanmasıyla ilgili uluslararası niteliği olan bir yasa hazırlamış, 21 Mayıs 1981 tarihinde yasayı kabul etmiştir.

    Anne Sütü Muadillerinin Pazarlanmasıyla İlgili Uluslararası Yasa
    İçindekiler

    Madde 1- Yasanın amacı
    Madde 2- Yasanın kapsamı
    Madde 3- Tanımlar
    Madde 4- Bilgi ve eğitim
    Madde 5- Kamuoyu ve anneler
    Madde 6- Sağlık sistemleri
    Madde 7- Sağlık görevlileri
    Madde 8- Üreticilerle dağıtımcıların istihdam ettiği kişiler
    Madde 9- Etiketleme
    Madde 10- Kalite
    Madde 11- Uygulama ve izleme

    DSÖ'ne Üye ülkeler; annelerin emzirmediği ya da kısmen emzirdiği durumlarda bebek mamaları ve bunların hazırlanmasında kullanılan uygun malzemeler için azımsanmayacak bir pazar olduğunu, bu ürünlerin tümünün ticari ya da ticaret dışı dağıtım sistemleri aracılığıyla ihtiyaç duyanlara gerektiği gibi ulaştırılması ve bunların emzirmenin korunması ve yaygınlaştırılması için gösterilen çabaları engelleyecek biçimde pazarlanıp dağıtılmaması gerektiğini düşünerek yaşamın ilk aylarında bebeklerin çok kolay zarar görebildiğini, anne sütü muadillerinin pazarlanma yöntemlerinin özel olarak ele alınması gerektiğine ve bu ürünlerin alışılmış yöntemlerle pazarlanmasının uygun olmadığına inanarak bu yasayı çıkarmıştır.

    Madde-1: Yasanın amacı emzirmenin korunması ve yaygınlaştırılması yoluyla ve gerekli olduğunda anne sütü muadillerinin yeterli bilgi ve uygun pazarlanma ve dağıtıma dayanan uygun kullanımını sağlayarak, bebeklerin güvenli ve yeterli besin almalarına katkıda bulunmaktır.

    Madde-2 : Formüle bebek maması dahil anne sütü muadilleri; aynen ya da ilavelerle, kısmen ya da tamamen anne sütü yerine kullanılmasının uygun olduğu söylenerek pazarlanan ya da başka biçimde tanıtılan, biberonla verilebilecek ek gıdalar dahil diğer süt ürünleri, yiyecek ve içecekler; biberonlar ve emzikler ile ilgilidir.

    Madde-3: "Anne sütü muadili": Bu amaç için uygun olsun veya olmasın, anne sütünün yerini kısmen ya da tamamen alabilecek bir ürün olarak pazarlanan ya da başka biçimde tanıtılan herhangi bir yiyecektir.
    "Formüle bebek maması": 4-6 aylık bebeklerin normal beslenme gereksinmelerini karşılamak üzere onların fizyolojik özelliklerine uyarlanmış uygulanabilir, Gıda Kodeksi Komisyonu Standartlarına göre sınai olarak formüle edilmiş anne sütü muadilidir.

    Madde-4: İster yazılı ister görsel olsun, bebeklerin beslenmesiyle ilgili ve gebe kadınlarla bebek ve küçük çocuk annelerine ulaşması amaçlanan bilgilendirme ve eğitim malzemeleri, aşağıdaki noktaların tümüyle ilgili açık, anlaşılır bilgiler içermelidir:

    a. emzirmenin yararları ve üstünlüğü;
    b. annenin beslenmesi ile emzirme ve emzirmenin sürdürülmesi için yapılacak hazırlıklar;
    c. kısmen biberonla beslemenin emzirme üzerindeki olumsuz etkisi;
    d. emzirmeme kararından geri dönüşün zorluğu;
    e. gerekli olduğunda, ister hazır halde, ister evde hazırlanmış olsun bebek mamasının doğru kullanımı.
    Bu tür malzeme, anne sütü muadillerini idealize eden herhangi bir resim ya da metin içermemelidir.

    Üreticilerin ya da dağıtımcıların bilgi içeren ya da eğitsel gereç ve malzeme türünden bağışları ancak ilgili resmi otoritelerin isteği ve yazılı onayıyla ya da devletin bu amaçla belirlediği kurallar çerçevesinde yapılmalıdır.

    Madde-5: Bu yasanın kapsamı içindeki ürünlerin kamuoyuna yönelik reklamlar ya da başka yollarla tanıtımı yapılmamalıdır. Üreticiler ve dağıtımcılar, gebe kadınlara, annelere ya da onların yakınlarına doğrudan ya da dolaylı olarak bu yasanın kapsamı içindeki ürünlerden örnekler vermemelidir. Bu ürünler için satış amaçlı reklamlar, eşantiyonlar, tüketiciyi doğrudan etkileyecek yöntemlerle parekende satışları artıracak özel gösteriler, indirim kuponları, satış kampanyaları, zararına satışlar, başka bir ürünün yanında ücretsiz satış gibi herhangi bir satış artırma yöntemine başvurulmamalıdır. Pazarlama personeli, çalışma alanları içinde, gebe kadınlar, bebek ve küçük çocuk anneleriyle temas kurmaya kalkışmamalıdır.

    Madde-6: Sağlık sistemi olanaklarından hiçbiri formüle bebek maması ya da yasa kapsamı içerisine giren diğer ürünlerin yaygınlaştırılması amacıyla kullanılmamalıdır.

    Madde-7: Sağlık görevlileri emzirmeyi teşvik edip korumalıdır; anne ve bebek beslemesiyle özel olarak ilgili olanlar yasanın getirdiği tüm sorumlulukları bilmek durumundadırlar. Bu yasa kapsamındaki ürünlerle ilgili olarak, üreticilerle dağıtımcıların sağlık uzmanlarına sağladıkları bilgi, bilimsel ve olgusal konularla sınırlandırılmalı ve bu bilginin biberonla beslemenin emzirmeyle eş değerde ya da ondan üstün olduğu yönünde bir inanç yaratmaya ya da bunu ima etmeye yönelik olmaması sağlanmalıdır. Bu yasa kapsamında yer alan formüle bebek mamaları ve diğer ürünlerin örnekleri ya da bunların hazırlanması ve kullanımıyla ilgili araç ve gereçler, mesleki değerlendirme ya da kurumsal düzeyde araştırma amacıyla ilgili araç ve gereçler, mesleki değerlendirme ya da araştırma amacıyla gerekli olmadıkça, sağlık görevlilerine verilmemelidir. Sağlık görevlileri gebe kadınlarla bebek ve küçük çocuk annelerine ve onların ailelerine bebek maması örnekleri vermemelidir.

    Madde-8: Pazarlama elemanlarına uygulanan prim sistemlerinde, bu yasa kapsamındaki ürünlerin satış miktarı prim hesaplarına dahil edilmemeli ve bu ürünlerin satışı için özel olarak kotalar belirlenmemelidir.

    Madde-9: Etiketler, emzirmenin teşvik edilmesi esasını zedelememek koşuluyla, ürünün doğru kullanılması konusunda gerekli bilgileri verecek biçimde tasarlanmalıdır.
    Kaptan kolayca ayrılamayacak bir etiket üzerinde şunlar bulunmalıdır:

    a. "önemli uyarı" veya buna benzer sözcükler;
    b. emzirmenin üstünlüğüne ilişkin bir cümle;
    c. ürünün sadece sağlık personelinin kullanımının gerekli olduğuna ilişkin tavsiyesi üzerine kullanılması gerektiği ve doğru kullanım yönteminin ne olduğuna ilişkin bir cümle;
    d. doğru hazırlama ile ilgili talimatlar ve hatalı hazırlanmış mamanın neden olabileceği sağlıkla ilgili felaketlere karşı uyarı. Ne kabın ne de etiketin üzerinde bebek fotoğrafları olmamalı, bebek mamasının kullanımını idealize edebilecek resimler ya da metinler kullanılmamalıdır.

    Bu yasa kapsamına giren formüle bebek mamasının tüm özelliklerini taşımakla birlikte ve fakat ilavelerle formüle bebek maması haline getirilebilecek bebek beslenmesiyle ilgili gıda ürünleri, takviye edilmemiş ürünün bebeğin tek beslenme kaynağı olmaması gerektiği hususunda uyarıda bulunan bir etiket taşımalıdır.

    Bu yasa kapsamındaki gıda maddelerinin etiketleri aşağıdaki noktalarda da bilgi içermelidir:

    a. içindeki malzemeler,
    b. ürünün kompozisyonu/analizi,
    c. gerekli saklama koşulları,
    d. seri numarası ve söz konusu ülkenin iklim ve depolama koşulları dikkate alınarak belirlenmiş son kullanma tarihi.

    Madde-10: Bu ürünler yüksek kalite standartında olmalıdır.

    Madde-11: Hükümetler, bu yasanın ilke ve hedeflerini hayata geçirmek üzere toplumsal ve yasal çerçevelerine uygun olarak, ulusal yasalar, yönetmelikler ve diğer uygun önlemler de dahil olmak üzere önlemler almalıdır.

     


    DOKTORLAR VE İLAÇ BAĞIMLILIĞI İLE SAVAŞ

    Prof. Dr. Çağatay GÜLER*
    Dr. Mecit GÖKÇİMEN**
    * Prof. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
    ** Araş. Gör. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı


    Bağımlılık yapan ilaçların yasal olarak yasaklanmasıyla ilgili tartışmalarda genellikle iki karşıt görüş bulunmaktadır:
    Birinci görüş söz konusu ilaçların yasaklanmasınn fazla yarar sağlamadığı yönündedir. Gerekçelerini şöyle özetlenebilir (1) :
    1.Yasaklanmamış bir takım ilaçlar da narkotikler kadar zararlıdır.
    2.Bunların yasaklanması yerine serbest bırakılarak kontrollü biçimde kullanımının sağlanması bunlardan büyük karlar elde eden yer altı örgütlerinin güçlenmesini önleyecektir.
    3.Yasaklamak için ayrılan kaynaklar eğitime aktarılarak daha başarılı olunabilir.
    4.Bunlardan meydana gelen ölümler bu maddelerin hijyenik olmayan kullanımına bağlı kontaminasyona, tanınamamasına bağlı yüksek doz kullanıma, içindeki yüksek doz toksik maddelere bağlıdır. Yasal ilaçların dağıtımı, saflığı, ilanları düzenli kontrol altına girecek böylece bugün yasadışı ilaçlarla ilgili olan kontaminasyon ve aşırı dozaj sorunları da yokedilebilir.
    5.Yasaklanan ilaçlar üzerine yoğunlaşma bağımlılık yapan ve serbestçe kullanılan, milyonlarca insanı pençesine alan diğer maddelerin hafife alınmasına yol açmaktadır.
    6.Tarihteki alkol ve tütün yasaklama çabalarının başarısızlığı ortadadır. Söz konusu yasaklar da bunların ortadan kalkmasını sağlamayacaktır.
    7.Yasaklama nedeniyle bağımlılar tıbbi yardıma başvuramamaktadır. Yasaklanan maddeler çoğu hapishanelerde kolayca bulunabilmektedir.
    8. Mevcut ilaç pazarı geniş ve her yerde mevcut olduğundan yasaklamanın ilacın kısıtlanmasına etkisi çok azdır.
    9. Yasadışı ilaç pazarı sahipleri çocukları bağımlı yaparak pazarlarını gittikçe genişletmektedirler, halbuki yasal bir pazarlayıcının bu ilaçları çocuklardan uzak tutması pekala sağlanabilir, ve sonuçta yasadışı pazarlayıcılar iş sahasının dışına itilince toplam tüketim de azaltılabilir.

    Söz konusu görüşe karşı çıkan diğer görüş ise şu gerekçeleri sunmaktadır (2) :

    1.Yasa dışı maddeler çok tehlikelidirler ve birçok tıbbı ve sosyal sorunlara neden olmaktadırlar. Amerika Birleşik Devletleri'nde 20 milyondan kişi fazla alkol ve ilaçlara bağımlıdır. Bu bağımlılıklar yılda yaklaşık 130 bin kişinin ölümüne neden olmaktadır. Bağımlılık yapıcı ilaca ulaşmak nekadar kolaysa, kişiler okadar kolay bağımlı olacaktır ve toplum okadar zarar görecektir.
    2.Yasadışı maddelerin kullanımıyla ilgili tanımlanmış birçok tıbbi sorun bulunmaktadır.
    3.Yasa dışı ilaç kullanımıyla cinayet dahil bir çok yasa dışı olayın ilişkisi açık olarak kanıtlanmıştır. (Serbest olan alkol de bunlar arasındadır). Yasadışı ilaçlarla travmatik yaralanmalar arasında sebep sonuç ilişkisini açıkça ortaya koymaktadır.
    4.Bu maddelerin yasallaştırılması, suç olmaktan çıkarılması sadece onların kullanımı artıracak ve sonuçta daha çok sayıda bağımlı olacaktır. Tüketimi artıracaktır. Bu olayda gizli ve dolaylı reklam uygulamalarının, sunumun da büyük etkisi olacaktır. Avrupa ülkelerindeki serbest bırakma denemeleri ilaç bağımlılarında ve suç oranlarında artışı da birlikte getirmiştir.1994 ylında "bağımlılık yapıcı maddelere karşı Avrupa kentleri" sonuç bildirgesi söz konusu maddelerin yasallaşmasını reddetmektedir.
    5. Toplumlar ilaç kullanımını ve suistimalini medikal ve sosyal bir sorun olarak tanımalı ve medikal ve sosyal olarak çözmelidir. Bağımlılık yapıcı maddelerin serbest bırakılmasını savunanların konuyla ilgili bir çok gerekçesi bu yolla ortadan kalkabilecektir.
    6. Bağımlılık bir hastalıktır, diğer kronik tekrarlayan hastalıklar gibi tedavi edilmelidir. Bağımlılık yapıcı maddelere kolay ulaşım bağımlılık eğilimi olanların daha büyük çoğunluğunun söz konusu maddelere ulaşmasına yol açabilecektir.
    7. Bazı durumlarda ilaç bağımlısı olup, kontrolünü tamamen kaybetmiş olan kişiyi tedaviye iten tek güç cezalandırma korkusudur. Bu ilaçların satışını yasaklayan yasalar da ortadan kaldırıldığında, ilaç bağımlısı olup fakat kendilerini durduramayan bu kişilerin tek umudu da kaldırılmış olacak, yokedilmiş olacaktır. Bazı ülkelerde ilk kez yakalananların tedavi alma koşuluyla cezadan kurtulmasıyla ilgili yaklaşım başarılı sonuç vermektedir.
    Bu tartışmalar arasında ikinci görüşün kanıt geçerliliği ve bilimsel dayanakları daha yüksektir. ABD Bağımlılık ve Madde Kötü Kullanımı Ulusal Merkezi 'ne göre 'ilaçlar yasak olmaları dolayısıyla Amerika halkını tehdit etmemektedir, aksine Amerikan toplumuna zararlı oldukları için yasaktırlar". Genel bilimsel kanıya göre 'ilaç bağımlılığı kronik, tekrarlayan bir hastalıktır". Kuşkusuz sadece suç ve ceza yaklaşımıyla bu sorunun çözülmeyeceği açıktır. Ancak bu gerçek söz konusu bağımlılık yapıcı maddelerin serbest bırakılması için gerekçe olarak kullanılamaz.
    1. Tüm doktorlar ilaç bağımlılarını teşhis ederek tedavisini yapabilecek şekilde eğitilmelidir.
    2. İlaç bağımlılığına yönelik araştırmalara ağırlık verilmelidir.
    3. Bağımlıların birbiriyle dayanışmasını ve bırakma konusunda güçlendirmelerini sağlayacak sivil toplum kuruluşları artırılmalıdır.

    KAYNAKLAR:

    1.Benson, B. R. Physicians and the war on drugs, The case for legalization, Bulletin Amercan College of Surgeons, 86,19, pg. 16, October 2001.
    2.Mabry, C. D. Physicians and the war on drugs, The case against legalization, Bulletin American College of Surgeons, 86,19, pg. 17-20, October 2001.



    GENÇLİK VE ALKOL DEKLERASYONU ( BİLDİRGESİ )
    ( 21 Şubat 2001'de Stockholm'de kabul edilmiştir )


    Bu bildiri, çocukları ve gençleri alkole iten baskılardan korumayı ve alkolün onlara doğrudan veya dolaylı verdiği zararları azaltmayı amaçlamaktadır. Bildirge "European Charter on Alcohol"un 5 ilkesini tekrar onaylamaktadır:

    1. Bütün insanlar, kazalar, şiddet ve alkol tüketiminin diğer olumsuz sonuçlarından korunmuş bir aile, toplum ve çalışma yaşamını elde etme hakkına sahiptir.
    2. Bütün insanlar, alkol tüketiminin sağlık, aile ve toplum ile ilgili sonuçları hakkında, yaşamın erken dönemlerinden başlayarak, geçerli ve tarafsız bilgi ve eğitim alma hakkına sahiptir.
    3. Bütün çocuklar ve adölesanlar alkol tüketiminin olumsuz sonuçlarından ve mümkün olduğu ölçüde alkollü içeceklerin promosyonundan arındırılmış (korunmuş) bir çevrede büyüme hakkına sahiptir.
    4. Zarar verici alkol tüketimi olan bütün insanlar ve onların aile üyeleri ulaşılabilir tedavi ve bakım alma hakkına sahiptir.
    5. Alkol tüketmek istemeyen ya da sağlık veya başka sebepler dolayısıyla tüketemeyen bütün insanlar içmeye yönelik baskılardan korunmak ve bu "içmemek" tavırları konusunda desteklenmek hakkına sahiptir.

    Gerekçe:

    Sağlık ve iyilik hali her insanın temel hakkıdır. Çocukların ve gençlerin sağlığını ve iyilik halini korumak ve geliştirmek "BM Çocuk Hakları Sözleşmesi"nin (UN Convention on Rights of the Child) temelinde olup, UNICEF'in misyonu ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sağlık 21 çerçeve politikasının ayrılmaz bir parçasıdır. Gençler ve alkolle ilgili olarak, DSÖ'nün Avrupa Alkol Hareket Planı 2000-2005, gençleri içmeye yönlendiren baskılardan korumak ve alkole bağlı zararların genişlik ve derinliğini azaltmak için evde, eğitim kurumlarında, iş yerinde ve yerel toplumda destekleyici çevreler sağlamak gerekliliğini tanımlamaktadır. Dahası, tüm dünyadaki hükümetlere, UNICEF tarafından Eylül 2001'de düzenlenen "BM Genel Kurulu Çocuklar için Özel Oturum"a hazırlanıldıkça, gençlik ve alkol ile ilgili konuları politik gündeme koyabilmek için ciddi bir fırsat doğmaktadır.

    Gençlik Çevreleri:

    Medya ve pazarların küreselleşmesi gençlerin algı, seçim ve davranışlarını giderek şekillendirmektedir. Günümüzde, birçok genç daha büyük fırsatlara ve daha iyi gelire sahiptir fakat tüketici ürünleri için daha agresif hale gelmiş teknikleri ve alkol gibi potansiyel zararlı maddeleri satmaya ve pazarlamaya daha yatkındırlar. Aynı zamanda, birçok ülkede, serbest pazar üstünlüğü halk sağlığı güvenliği ağlarını aşındırmış ve gençler için sosyal yapıları zayıflatmıştır. Hızlı sosyal ve ekonomik değişiklik, sivil çatışma, yoksulluk, evsizlik ve izolasyon, alkol ve maddelerin genç insanların hayatlarında majör ve yıkıcı bir rol oynama ihtimalini artırmıştır.

    İçki İçme Eğilimleri:

    Gençlerin içki içme eğilimleri; çocuklar arasında alkol denenmesi daha fazladır ve içki alemleri ve sarhoşluk gibi yüksek riskli içme şekilleri, özellikle adölesanlar ve genç erişkinlerde artmaktadır ve alkolü diğer psikoaktif maddelerle karıştırma (çoklu madde kullanımı) da artmaktadır. Genç insanlarda alkol, tütün ve yasadışı madde kullanımı arasında net bağlantılar vardır.

    Gençliğin İçki İçme Maliyeti:

    Gençler kendilerinin ya da diğer insanların içki içmesinin yaratacağı fiziksel, emosyonel ve sosyal zararlara daha yatkındır. Yüksek riskli içicilik, şiddet, güvenli olmayan cinsel davranış, trafik ve diğer kazalar, kalıcı sakatlıklar ve ölüm arasında güçlü bağlantılar vardır. Genç insanların alkole bağlı problemlerinin sağlık, sosyal ve ekonomik açıdan maliyetleri toplum için büyük bir yük oluşturmaktadır.

    Halk Sağlığı:

    Günümüzde, birçok genç insanın sağlığı ve iyilik hali alkol ve diğer psikoaktif maddeler tarafından ciddi olarak tehdit edilmektedir. Halk sağlığı perspektifinden bakılınca mesaj nettir: alkol tüketimi için, özellikle de en savunmasız gruplar olan çocuklar ve genç adölesanlar için, güvenli sınırı gösteren bir bilimsel kanıt yoktur. Ayrıca birçok çocuk diğer insanların, özellikle de aile üyelerinin, içki içmesinin sonuçlarının kurbanlarıdır; ki bu aile parçalanması, ekonomik ve emosyonel yoksulluk, ihmal, taciz, şiddet ve kaçırılmış fırsatlara sebebiyet verebilir. Alkol ile ilgili halk sağlığı politikaları, halk sağlığı yararları açısından, ticari yararlar gözetilmeksizin formüle edilmelidir. Majör ilgi alanlarından biri de alkollü içecek endüstrisi ve ikram sektörü tarafından promosyon ve sponsorluk ile spor ve gençlik kültürünün ticarileştirilme çabalarıdır.

    DEKLERASYON (BİLDİRGE):

    Bu bildirge ile, biz, DSÖ Gençlik ve Alkol Avrupa Bakanlar Konferansı katılımcıları, bütün üye devletler, devletlerarası ve sivil toplum örgütleri (NGO'lar) ve diğer ilgili kesimler gençlerin daha iyi hayat kalitesine sahip olmaları ve gelecekte güçlü bir iş, boş vakit, aile ve toplum hayatına kavuşmaları için sağlıkları ve iyilik halleri için yatırım yapılmasını ve savunulmasını destekliyoruz.
    Gençler arasında içki içilmesi, büyük oranda, daha geniş bir erişkin topluluğun tavır ve davranışlarını yansıttığından, genç insanları hedef alan alkol politikaları daha geniş bir toplumsal cevabın parçası olmalıdır. Gençler birer dayanaktır ve alkolle ilgili problemlerin çözülmesinde olumlu katılımları olabilir.
    Avrupa Alkol Hareket Planı'nda (2000-2005) da belirtildiği gibi, daha geniş bir toplumsal cevabı tamamlamak için, şimdi gençler için yapılan aktiviteleri desteklemek ve spesifik hedefler ve belli bir plan dahilinde önlemler geliştirmek gereklidir. Üye devletler, değişen kültürleri ve sosyal, yasal ve ekonomik çevrelerine uygun olarak:

    1- 2006 yılında ulaşılması gereken aşağıdaki hedefleri belirleyeceklerdir:
    a- Alkol tüketmeye başlayan genç insan sayısını büyük oranda azaltmak,
    b- Gençlerin içki içmeye başlama yaşını geciktirmek,
    c- Gençler arasında, özellikle adölesanlar ve genç erişkinlerde, yüksek riskli içki içme oluşumunu ve sıklığını büyük oranda azaltmak,
    d- Alkol ve madde kullanımına anlamlı alternatifler sağlamak ve/veya bunları genişletmek ve gençlerle çalışan insanların eğitimi ve yetiştirilmesini artırmak,
    e- Gençlerin, gençliğin sağlığı ile ilgili politikalara, özellikle de alkolle ilgili konulara katılımını artırmak,
    f- Gençlerin alkol konusundaki eğitimini artırmak,
    g- Gençleri içki içmeye yönlendiren baskıları, özel olaylara daha fazla vurgu ile özellikle alkol promosyonları, ücretsiz dağıtımlar, reklamlar, sponsorluk ve erişilebilirlik ile ilgili olanları en aza indirmek,
    h- Yasadışı alkol satışı karşıtı eylemleri desteklemek,
    i- Özellikle alkol problemi olan ve/veya alkol bağımlısı ebeveynler veya aile üyeleri olan genç insanların sağlık ve danışmanlık hizmetlerine erişimini temin etmek ve/veya artırmak,
    j- Özellikle genç insanlar tarafından yaşanan kazalar, şiddet ve saldırı/tecavüz gibi alkolle ilişkili zararları büyük oranda azaltmak.

    2- 4 geniş alanda etkili alkol politika önlemlerinin bir karışımını geliştireceklerdir:
    · Korunma sağlamak: Çocukları ve adölesanları, alkol promosyonu ve sponsorluğuna maruziyetten koruyacak önlemleri güçlendirin. Alkol ürünleri üreticilerinin çocukları ve adölesanları hedef almamasını sağlayın. Erişilebilirlik, minimum yaş ve yaş sınırı altındaki içicileri etkileyen fiyatlandırmayı da içeren ekonomik önlemlere yönelerek alkol mevcudiyetini kontrol altına alın. Ebeveynleri ya da aile üyeleri alkol bağımlısı ya da alkole ilişkin sorunları olan çocuklar ve adölesanlara koruma ve destek sağlayın.

    · Eğitimi geliştirme: Özellikle, gençler arasında alkolün etkileri konusunda bilinç uyandırın. Eğitim kurumları, iş yerleri, gençlik organizasyonları, yerel topluluklar gibi yerlerde alkol ile ilgili konuları da içeren sağlık iyileştirme programları geliştirin. Bu programlar, ebeveynlerin, öğretmenlerin, yaşıtların ve gençlik liderlerinin, gençlerin yaşam becerileri öğrenme ve tecrübe etmesinde yardımcı olmasına olanak tanımalı ve sosyal baskı ile risk yönetimi konularına yönelmelidir. Dahası, gençler, toplumun önemli üyeleri olarak sorumluluklar almaya teşvik edilmelidir.

    · Çevreyi destekleme: İçki içme kültürünün alternatiflerinin cesaretlendirildiği ve desteklendiği fırsatlar yaratın. Gençlerin sağlık ve iyilik halinin iyileştirilmesinde ailenin rolünün geliştirin ve destekleyin. Okulların ve mümkün olan diğer eğitim kurumlarının alkolden arındırılmış çevreler olmasını sağlayın.

    · Zararı azaltma: Birey, aile ve toplum açısından içki içmenin olumsuz sonuçlarının daha iyi anlaşılmasını sağlayın. İçki içilen çevrede, alkolü sunmakla sorumlu olanların eğitiminin sağlayın ve reşit olmayanlar ile intoksike olmuş insanlara alkol satışını yasaklayan düzenlemeleri mecbur kılın. İçkili araç kullanımı düzenlemeleri ve cezalarını uygulayın. Diğer insanların veya kendilerinin içki içmesi sonucunda problemler yaşayan gençler için uygun sağlık ve sosyal hizmetler sağlayın.

    3- Stratejileri gerçekleştirmek ve hedeflere ulaşmak için geniş bir plan oluşturacaklardır:
    · Özellikle genç nüfusun değişik segmentlerinde, içki içmeyi ve ilintili zararları azaltmayı hedefleyerek, gençlerle ilgili stratejiler ve ülke çapında geniş kapsamlı planlar geliştirerek politik taahhütler oluşturun ve gençlerdeki ilerlemeyi değerlendirin.

    · Uygun yerel bağlantılar yoluyla gençlerle ortaklıklar geliştirin. Gençlere bir dayanak gözüyle bakın ve kendi hayatlarını etkileyen kararları şekillendirmede gençlere tanınan fırsatları geliştirin. Özel önem, eşitsizlikleri, bilhassa sağlıkla ilgili, azaltma yönünde olmalıdır.

    · Gençler tarafından alkol, tütün, maddeler ve diğer bağlantılı konularla ilgili yaşanan sosyal problemler ve sağlık problemlerine yönelen kapsamlı bir yaklaşım geliştirin. Devamlılık arz eden ve daha etkin bir plan sağlamak için yerel ve ulusal düzeyde sektörler arası bir yaklaşımı geliştirin. Gençlerin sağlık ve iyilik halinin iyileştirirken, onların değişken sosyal ve kültürel altyapısını, bilhassa özel gereksinimi olan grupların, dikkate alın.

    · Üye devletler arasında uluslararası kooperasyonu (işbirliğini) güçlendirin. Tamamen etkili olabilmesi için birçok düzenlemenin uluslar arası düzeyde güçlendirilmesi gereklidir. DSÖ, uygun ortaklıklar kurarak ve Avrupa Bölgesi'ndeki işbirliği ağlarından faydalanarak liderlik edecektir. Bu bağlamda, Avrupa Komisyonu ile işbirliği özellikle uygundur.

    DSÖ Bölgesel Ofisi, Avrupa Alkol Bilgi Sistemi vasıtasıyla, Avrupa Bölgesi'ni bu bildirgedeki taahhütlerin yerine getirilmesi ile ilgili olarak izleyecek, değerlendirecek (gençlerin katılımı ile) ve ilerlemeleri rapor edecektir.


    Intern Dr. Gamze ATAY
    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi


    ÇEŞİTLİ ÜLKELERDE SİGARA FİYATLARI

    Prof. Dr. Nazmi BİLİR*
    * Prof. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı

      Dünyanın çeşitli ülkelerinde sigara fiyatları arasında oldukça büyük farklılıklar bulunmaktadır. Genellikle, gelişmiş ülkelerde sigara fiyatının yüksek olduğu, gelişmekte olan ülkelerde de düşük fiyatların olduğu dikkat çekmektedir. Değişik ülkelerde, 1999 yılı Aralık ayında bir paket Malboro sigarasının fiyatı incelendiğinde, bu farklılık görülebilmektedir. İngiltere'de bir paket sigara 6.32 dolara satılırken, Fransa, İtalya, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi ülkelerde bir paket sigaranın fiyatı 3 doların biraz üzerinde, Türkiye'de 1.13 dolar, Rusya'da ise 0.70 dolardır. Meksika, Ukrayna, Brezilya, Endonezya ve Rusya'da bir paket sigaranın fiyatı 1 doların altındadır. Sigara fiyatı içinde verginin payı bakımından da ülkeler arasında önemli farklar bulunmaktadır. İngiltere, Fransa, İspanya ve İtalya'da sigara fiyatının %70'inden fazlasını vergiler oluştururken, Japonya, Güney Kore, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Meksika'da fiyatın yarısı vergilerdir. Sigara fiyatında vergilerin payı Türkiye'de %61.2, buna karşılık ABD, Ukrayna ve Rusya'da sigara fiyatının dörtte biri vergilerden oluşmaktadır.


    Tablo 1: Ülkeler Gore Aralik 1999 tarihindeki Malboro Fiyatlari ve Fiyatlardaki Vergi Payi
    Ülkeler Sigara Satış Fiyatı ( ABD Doları ) Vergi Payı %
    Avusturalya 4.08 58.8
    Italya 3.19 73.5
    Almanya 3.17 68.5
    ABD 3.17 29.3
    Malezya 1.13 23.8
    Türkiye 1.13 61.2
    Kanada 3.82 64.2
    Japonya 2.75 55.3
    Arjantina 1.50 67.8
    Güney Kore 1.44 47.3
    İspanya 2.42 70.5
    Çek Cumhuriyeti 1.38 51.6
    Polonya 1.37 57.7
    Fransa 3.36 76.0
    İngiltere 6.32 79.5
    Brezilya 0.94 64.4
    Ukrayna 0.95 27.0
    Meksika 0.98 49.2
    Rusya 0.70 28.7

    SİGARAYI BIRAKMANIN EKONOMİK BOYUTU

    Prof. Dr. Nazmi Bilir *

    * Prof. Dr., Hacettepe Universitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı


    Sigara içmenin yol açtığı çeşitli sağlık sorunları ve bu nedenlerle olan erken yaştaki ölümler pek çok değerlendirmeye konu olmuştur. Hastalıkların tedavisi için yapılan harcamalar, erken yaştaki ölümler nedeniyle olan ekonomik kayıpların hesaplanması ilgi çekmiştir. Konunun bir başka yönü ise sigara satın almak için insanların yaptıkları harcamalardır. Türkiye'de 17 milyon kişinin sigara içtiği hesaplanmaktadır. Ülkemizde bir paket sigaranın satış fiyatı ortalama 1 ABD doları dolayındadır. Bu kişilerin her birisinin günde 1 paket sigara içtiği varsayılırsa, sigara satın almak için yapılan harcamaların yıllık toplamının 3 katrilyona ulaştığı tahmin edilmektedir. Bu miktarı bazı değerlerle karşılaştırmak düşünülürse, örneğin; sigara satın almak için yapılan harcamaların, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi kadar ve Sağlık Bakanlığı bütçesinin 4 katı olduğu sonucuna varılabilir. Bir başka ifade ile devletin, halkın sağlığını korumak ve iyileştirmek amacı ile yaptığı harcamaların 5 kat fazlasını, insanlar kendi sağlıklarını bozmak için sarfetmektedirler.

    Yapılan harcamaları bu şekilde, ülke toplamı olarak ifade edildiğinde, tek tek kişilerin ilgisini çekmek güç olmaktadır. Oysa, konuyu kişi bazına indirmekle daha fazla ilgi çekilebilir. Örneğin; sigara içme alışkanlığını terk eden bir kişi bu yolla sağlayacağı parasal birikim ile değişik işlemleri gerçekleştirebilir. Aşağıdaki listede değişik sürelerde sigara içilmemesi durumundaki maddi kazanımların karşılığı, değişik göstergelerle açıklanmaya çalışılmıştır. Farklı kişilerin kendileri ile ilgili konuları bulabilmesi amacı ile liste olabildiğince geniş tutulmaya çalışılmıştır.


    Sigara İçmeme Süresi Kazanımların karşılığı
    1 gün sigara içmemekle 1 hamburger yiyebilir
    1 büyük şişe içecek alabilir
    1 veya 1.5 kg. süt alabilir
    2 tane el sabunu alabilir
    2 gazete alabilir
    küçük paket çikolata alabilir (100 g.)
    1 düzine yumurta alabilir
    2 kg. elma alabilir.
    2 gün sigara içmemekle 1 buket çiçek alabilir
    büyük boy çikolata alabilir (200 g.)
    1 kg. sabun alabilir
    haftalık bir dergi alabilir
    60 konuşmalık telefon kartı alabilir.
    3 gün sigara içmemekle 1 kez sinema veya tiyatroya gidebilir
    1 kez yemek yiyebilir
    bilgisayar dergisi alabilir
    maç bileti alabilir
    1 hafta sigara içmemekle 1 adet 12 kg.lık tüp gaz alabilir
    1 aylık doğalgaz faturasını ödeyebilir
    1 tane roman-kitap alabilir
    1 saksı çiçek alabilir (siklamen, begonya)
    yabancı müzik kaseti alabilir
    grip aşısı olabilir
    bir kutu nemlendirici krem alabilir.
    2 hafta sigara içmemekle 1 aylık elektrik faturasını ödeyebilir
    1 tane büyük roman alabilir
    CD alabilir
    hepatit aşısı olabilir
    1ay sigara içmemekle 4 kişilik aile kebapçıda yemek yiyebilir
    1 ayakkabı alabilir
    1 pantolon veya gömlek alabilir
    30-35 litre (3/4 depo) benzin alabilir
    düdüklü tencere alabilir
    buharsız ütü alabilir
    bir öğrenciye öğrenim desteği yapabilir
    kol saati alabilir
    2 ay sigara içmemekle elektrikli ızgara veya fritöz alabilir
    taşınabilir radyo-teyp alabilir
    12 kişilik kaşık-çatal-bıçak alabilir
    buharlı ütü alabilir
    bir tane cumhuriyet altını alabilir
    3 ay sigara içmemekle 1 ceket/takım elbise alabilir
    6 kişilik mutfak masa-sandalyesi alabilir
    2 aylık yabancı dil kursuna kaydolabilir
    6 ay sigara içmemekle 1 kişi bir hafta paket tatil yapabilir
    2 kişi hafta sonu tatil yapabilir
    fotoğraf makinası alabilir (küçük boy)
    1 yıl sigara içmemekle 1 yıllık yakacak (kömür) alabilir
    4 kişilik aile bir hafta tatil yapabilir
    fotoğraf makinası alabilir (büyük boy)
    mutfak fırını alabilir

    2 yıl içmemekle

    buzdolabı alabilir (en büyük boy)
    3 yıl sigara içmemekle bilgisayar alabilir

    Yukarıdaki liste yalnızca, günde 1 paket sigara içen bir kişinin, sigarayı bırakması durumunda sağlayacağı kazanıma işaret etmektedir. Bu şekildeki "doğrudan" maddi kazanımın yanı sıra, sigara içilmemesi durumunda, özellikle sağlık açısından olan kazanımlar ve bu kazanımların maddi karşılığı da eklendiğinde sigara içmeme durumundaki kazanımın daha artacağı kuşkusuzdur. Bireysel düzeydeki bu kazanımların toplamı alındığında ülkenin kazanımı ortaya çıkacaktır. Yapılan değişik hesaplamalarda tütün endüstrisinin getirisi ile, tütün kullanımı sonucu olan kayıplar karşılaştırıldığında, dengenin "negatif" olduğu sonucuna varılmaktadır. Yani tütün kullanımına bağlı hastalıkların tedavisi için yapılan harcamalar ve bu nedenle olan erken yaştaki ölümler dikkate alındığında, tütün tarımı ve tütün mamullerinin imali işlerinde çalışanların bu yoldan sağladıkları kazançlar çok az kalmaktadır.


    Prev.Med. (2001) 32: 447-452
    SİGARA VE İMPOTANS ÜZERİNE META-ANALİZ SONUCU

    Sigara içilmesi ve impotans üzerindeki çalışmaların değerlendirildiği bu meta-analiz çalışmasında, Medline aracılığı ile 1980 yılından sonraki dönemde bulunan 1008 makalenin 19 tanesi meta-analiz için uygun bulunmuştur. Bu 19 makalede toplam olarak 3819 impotan erkek değerlendirilmektedir. Çalışmaların 16 tanesinde, impotan erkeklerin sigara alışkanlığının, genel toplumda aynı yaştaki erkeklere göre daha fazla olduğu sonucuna varılmaktadır. Meta-analiz sonuçlarına göre, impotan erkeklerde sigara içme sıklığı %40 bulunurken genel toplumdaki erkeklerde sigara içme sıklığı % 28 olarak bulunmuştur.


    Prof. Dr. Nazmi Bilir *
    *Prof.Dr. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı



    American Journal of Epidemiology (2001) 154: 322-327
    GEBELİKTE SİGARA İÇİLMESİ
    ÖLÜ DOĞUM VE BEBEK ÖLÜM RİSKİNİ ARTIRIYOR

    Danimarka'lı araştırmacılar 1989-1996 yılları arasındaki 25102 doğum sonuçlarını değerlendirmişlerdir. Çalışmada, annelerin gebelik sırasında sigara içilmesi ile gebeliğin ölü doğumla sonlanması ve canlı doğan bebeklerin ölüm riski incelenmiştir. Sonuçta, gebeelik sırasında sigara içilmesinin, gebeliğin ölü doğumla sonlanması riskini 2 kat (O.R. 2.0; GA 1.4 - 2.9) ve bebek ölüm riskini de 1.8 kat (GA 1.3 - 2.6) artırdığı bulunmuştur.

    Yazarlar, gebelerin % 30'unun sigara içtiği bir toplumda gebelik seyrinde sigara içilmesinin önlenmesi ile, ölü doğumların % 30 ve bebek ölümlerinin de % 25 oranında azaltılabileceğini belirtmektedirler.

    Prof. Dr. Nazmi BİLİR *
    *Prof.Dr. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı

    İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN VE ÇOCUK SAĞLIĞI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA BİRİMİ

    Eğitim broşür ve kitapçıkları aşağıda fiyatları ile sunulmuştur. Bu eğitim materyallerini kullanmak isteyenler, Aycan Halman ( Kadın ve Çocuk Sağlığı Eğitim ve Araştırma Birimi, Telefon numarası : 0 212 631 17 10 Faks numarası : 0 212 631 17 10 ) iletişime geçtikleri takdirde birim tarafından posta masrafları üstlenilerek gönderilecektir. Ayrıntılı bilgi için, www.istanbul.edu.tr adresine bakılabilir.


    Broşürler (Ebatları 10x21 cm. Her birinin fiyatı 500.000.-TL.dir)

    Rahim İçi Araç
    Acil Korunma
    Koruyucu iğne (aylık)
    Norplant
    Prezervatif
    Tüp ligasyonu
    Depo-Provera
    Doğal Korunma
    Vazektomi
    Diyafram
    Gebelik sonlandırma
    Kendi Kendine Meme Muayenesi
    Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
    Bebeğiniz, Folik Asit ve Nöral Tüp Defektleri (Doktorlar İçin)
    Bebeğiniz, Folik Asit ve Nöral Tüp Defektleri (aileler için)


    Kitapcık Adı Sayfasayısı Boyutları Fiyatı (TL)
    Başarılı Emzirme 15 15x21
    1.000.000-
    Sütünüzü Nasıl Sağmalısınız 6 13.5x19.5
    500.000.-
    Bebeği İlk Dişlerini Çıkaran Ailelerin Rehberi 11 15x21
    750.000.-
    Bebeğinizi Büyütürken 43 14x19.5
    2.500.000.-
    Doğuma Hazırlanmak 26 14x19.5
    1.500.000.-
    Gençler İçin cinsellikte İlk Bilgiler 14 20x21
    750.000.-
    Yeni Anne ve Baba Olanların Sorularına Cevaplar 30 13.5x19.5
    2.500.000.-
    Gebe ve Emziren Kadınların Beslenmesi 18 20x21
    750.000.-
    Doğum Sonrası Kadın Sağlığı 6 20x21
    750.000.-
    Gebelik ve Gebelik Sonrası Egzersizler 27 15x21
    2.500.000.-
    Sağlık İçin Toplum Katılımı Örneği 103 21x30
    4.000.000.-
    Doğum Öncesi Eğitim (Program Hazırlayanlar ve Eğiticiler İçin Rehber) 253 21x29.5
    5.000.000.-


    OKURLARA VE YAZARLARA AÇIKLAMA

       Hacettepe Toplum Hekimliği Bülteni üç ayda bir (yılda 4 kez); Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında çıkar. Bir sayı, 12 veya 16 sayfadır. Özel sayı çıkarıldığında veya ek verildiğinde sayfa sayısı değişebilir. Bazı durumlarda, iki sayı birleşik olarak çıkabilir. Her sayı dört bin adet basılır. Ayrıca, www.thb.hacettepe .edu.tr adresinden de ulaşılabilir.
       Hacettepe Toplum Hekimliği Bülteni'nde, halk sağlığı ile ilgili orjinal araştırma makaleleri, derlemeler, kısa raporlar ve editöre mektuplar yayınlanır. Bu eserlerin daha önce herhangi bir dergide, elektronik ortamda yayınlanmamış olması veya yayınlanmak üzere bir başka dergiye, elektronik ortama gönderilmemiş olması gerekir. Aksi bir durumda, sorumluluk eserin yazarına (yazarlarına) aittir. Kongrelerde, sempozyumlarda ve diğer bilimsel toplantılarda sözlü tebliğ ya da poster olarak sunulmuş olan eserlere dayanan yazılar, Bülten'de yayınlanabilir.
    Yazıların yayınlanmak üzere kabulunu takiben her türlü yayın hakkı Hacettepe Toplum Hekimliği Dergisi'ne aittir.
    Yazılar Türk Dil Kurumu kurallarına uygun olmalıdır.
    Yazılar, Bülten danışma kurulu ve eserin ilgili olduğu alandaki hakemler tarafından değerlendirilir. Bülten kurallarına uygun düzeltmelerin yapılması yazarlardan talep edilir. Bülten yayın yönetmeni tarafından yapılan her türlü şekli düzeltme yazarlar tarafından kabul edilmiş sayılır. İçerik (yazının bilimselliği, anlamı) ile ilgili düzeltmelerde, yazarın görüşü alınır.
    Bültene gönderilen yazılar yayınlansın veya yayınlanmasın yazara geri verilmez.
    Yazıların içeriğinden yazarlar sorumludur.
    Yazının uzunluğu: Kısa yazılar tercih edilir. Makaleler için en fazla 4000 kelime, 4 tablo veya şekil, derlemeler için en fazla 5000 kelime, 4 tablo veya şekil, editöre mektup için en fazla 400 kelime ve 12 kaynak, kısa raporlar için 1000 kelime (referanslar hariç) tercih edilen yazı uzunluğudur.
    Eserin Bülten'e gönderilmesinde izlenecek kurallar:
    Yazar (Yazarlar): Yazarların çalışmanın her aşamasına (çalışmanın planlanması, analizi, yorumlanması, yazımı, vb) katılmış olmaları, yazının son halini görerek onaylamaları ve yazının içeriği ile ilgili her türlü sorumluluğu üstlendiklerini açık bir şekilde belirtmeleri gerekir.
    Yazının genel biçimi: Referanslar dahil tüm metin, A4 kağıdın bir yüzüne, satırlar arası mesafe iki aralık olacak şekilde yazılır. Sayfanın tüm kenarlarında 2.5 cm boşluk bırakılır.
    Kapak sayfası: Tüm yazarlar, eserdeki isim sırasına uygun sırada yazılmış olan isimlerinin yanını imzalarlar. Yazarlardan birisi iletişim sağlanacak kişi olacağından, bu yazar; adres, telefon, faks numarası ve eğer mümkünse elektronik posta adresini belirtir. İmzalanan bu sayfada; yazarların çalışmanın her aşamasına (çalışmanın planlanması, analizi, yorumlanması, yazımı, vb) katıldıkları, yazının son halini görerek onayladıkları ve yazının içeriği ile ilgili her türlü sorumluluğu üstlendikleri açık bir şekilde yazılır. Eserin daha önce herhangi bir dergide veya elektronik ortamda yayınlanmadığı ya da yayınlanmak için gönderilmediği belirtilir. Çalışmaya herhangi bir maddi katkı sağlayan kişi/kurum, vb., veya diğer ilgisi olanlar burada belirtilir.
    Birinci kapak sayfası: Eserin başlığı yazılır. Tüm yazarların adları, ünvanları, çalışma yapıldığı anda çalıştıkları kurum adları yazılır. Her türlü haberleşme ve yazının kopyalarının temin edilebileceği yazarın; adı-soyadı, posta adresi, elektronik posta adresi, telefon ve faks numaraları yazılır. Özet, asıl metin, referanslardaki kelime sayısı, tablo/şekil sayısı belirtilir. En fazla 5 anahtar sözcük, index medicus 'da yer alan konu başlıkları (subject headings) ve anahtar sözcüklere uygun olacak şekilde, Türkçe ve İngilizce özetin altına yazılır.
    İkinci kapak sayfası: Yalnız eserin başlığı yazılır. Böylece hakemlerin yazıyı tarafsız değerlendirmeleri sağlanacaktır. Bundan sonraki sayfalarda da eserin yazarının (yazarlarının) kimlik bilgilerini ortaya çıkaracak ifadelerden kaçınılmalıdır.
    Özet: Türkçe ve İngilizce özet hazırlanmalıdır. Makaleler ve derlemeler için 200, kısa raporlar için 100 kelimeyi geçmemelidir. Özet şu bölümleri içermelidir:
    Amaçlar (Objectives); Çalışmanın amacı, hipotezler açıkça ifade edilmelidir,
    Araç-Gereçler (Materials and methods); Araştırma yeri, araştırmanın tipi, evreni, örnekleme yöntemi, katılma oranı, varsa kontrol grubu seçim kriterleri, önemli değişkenler, kullanılan önemli terim ve kriterler, kullanılan araç-gereç (anket, vb), veri toplama yöntemi, analiz yöntemi, kullanılan istatistiki testler, etikal konular, çalışmanın yapıldığı tarih, vb kısaca açıklanmalıdır.
    Bulgular (Results);
    Sonuçlar (Conclusions).
    Cümleler tam olarak yazılmalı, kısaltmalar ilk geçtiği yerde açıklanmalıdır.
    Teşekkür: Ayrı bir sayfaya yazılmalıdır. Teşekkür edilecek kişi ve kurumların onaylarının alınmış olması esastır.
    Kaynaklar: Index Medicus kaynak gösterimine uygunluk esastır. Altı yazara kadar isimler tam olarak belirtilir. Altıdan fazla yazar varsa; ilk üç yazardan sonra Türkçe eserlerde; ve ark., yabancı eserlerde; et al., kullanılır. Atıfta bulunulan eser, geçtiği yerdeki cümlenin sonunda rakamla numaralanır (Örneğin: .... (1).) Kaynak gösterimi ile ilgili yapılan hatalardan yazarlar sorumludur. Kitap ve raporlar kaynak gösterildiğinde sayfa numarası da verilmelidir. Yalnız ulaşılabilen kaynaklar referans listesinde gösterilebilir. Kişisel yazışmalar kaynak olarak gösterilemez. Ancak, geçtiği yerde, kaynak, tarih ve tipi (yazılı, sözel) belirtilir.
    Kısaltmalar: Evrensel kabul gören kısaltmalar kullanılmalıdır. Kısaltmalar, ilk geçtikleri yerde açıklanmalıdır.
    Dip not: Kesinlikle kullanılmamalıdır.
    Tablolar ve şekiller: Herbir tablo veya şekil ayrı bir sayfada olmalıdır. Tanımlayıcı bir başlığı olmalıdır. Metinden bağımsız olarak anlaşılabilir olmalıdır. Metindeki bilgileri tekrarlamamalıdır.
    Gönderilecek kopya sayısı: Biri orjinal olmak üzere; üç kopya gönderilmelidir.
    Gönderilen yazıların değerlendirilmesi: Yazılar alındıktan itibaren iki ay içinde değerlendirilerek sonuç iletişim kurulacak yazara bildirilir.
    Eserin gönderileceği adres:
    Hacettepe Toplum Hekimliği Bülteni
    Editör Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
    Altındağ 06100 Ankara
    Yazılar yayınlanmak üzere kabul edildikten sonra; yazının kopyası bir diskette ve ayrıca elektronik posta yoluyla yayın yönetmenine iletilir (MS Word 2000 ya da daha düşük versiyonlu bir programda, Times New Roman yazı sitili, 12 font kullanılmalıdır).
    Bültende yayınlanan yazılarla ilgili veri tabanı ve diğer belgeler en az 2 yıl saklanmalıdır.
    Ayrıca, Bülten'de Halk Sağlığı ile ilgili konularda; toplantı, yayın, haber, gibi duyurulara yer verilir.

    içindekiler

  • Bültenler